Çağdaş Mahir Can

Bu şey yutar tüm şeyleri: Kuşları, hayvanları, ağaçları, çiçekleri; Kemirir demiri, ısırır çeliği; Un ufak eder sert taşları; Öldürür kralları, harap eder kasabaları, Ve yerle bir eder yüce dağları.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Bir şey bulmak istiyorsan aramak gibisi yoktur (ya da Thorin'in genç cücelere söylediği buydu). Aradığında çoğu zaman bir şey bulduğun doğrudur ama bu her zaman peşinde olduğun şey değildir.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Alıntı
“Aşağılarda yaz ilerliyor,” diye düşündü Bilbo, “otlar biçilip kurutuluyor ve pikniklere çıkılıyor. Bu hızla gidersek biz daha yer yamaçtan inmeye başlayamıyorlar onlar hasada ve börtden toplamaya başlayacaklar.” Elrond'a bir yaz ortası sabahının yüksek umutları içinde veda ederken dalları aşmaktan oralar dağların ardındaki toprakları hızla kat etmekten neşeyle bahsetmelerine rağmen, diğerlerinin kafaları da aynı derecede kasvetli düşüncelerle doluydu. Yalnız Dağ'a açılan gizli kapya belki de Güz'ün son ayında –”belki de Durin günü olur,” demişlerdi– varacaklarını düşünmüşlerdi. Bir tek Gandalf başını iki yana sallayıp hiçbir şey söylememişti. Cüceler uzun yıllardır o yöreden geçmemiş olsa da Gandalf geçmişti ve ejderhaların insanları diyarlardan sürmesinden ve goblinlerin Moria Madenleri Savaşı'ndan sonra gizlice yayılmasından beri Yaban'da kötülük ve tehlikenin nasıl büyüyüp serpildiğini biliyordu. Yaban'ın Sınırı'nın ardında tehlikeli serüvenlere çıkmışken Gandalf gibi bilge büyücülerin ve Elrond gibi iyi dostların yaptığı iyi planlar bile tutmayabilirdi ve Gandalf bunun böyle olduğunu bilecek kadar bilge bir büyücüydü.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Alıntı
Vadiden çıkıp Son Sıcak Yuva'yı geride bıraktıklarından günlerce sonra bile hâlâ yokuş yukarı tırmanıyorlardı. Bu hem zor, hem de tehlikeli, çarpık, ıssız ve uzun bir yoldu. Artık geride bıraktıkları, çok aşağılarında uzanan topkraklara bakabiliyorlardı. Bilbo, batı yönünde, her şeyin mavi ve belli belirsiz olduğu çok uzaklarda güvenli ve rahat şeylerin ve kendi küçük hobbit kovuğunun olduğu yurdunun yattığını biliyordu. Ürperdi. Bulundukları yükseklere acı bir soğuk hakimdi ve kayaların arasından sert bir rüzgâr esiyordu. Ara sıra karlara vuran öğle güneşinin gevşettiği koca koca kayalarda dağ yamaçlarından aşağı yuvarlanıp aralarından (bu talihli bir şeydi) veya başlarının üzerinden (bu kaygı vericiydi) geçiyordu. Geceler rahatsız ve soğuktu; yankılar kulağa tekinsiz geldiği ve sessizlik bozulmak —suyun gürültüsü, rüzgârın uğultusu ve taşların çatırtısı hariç— istemez gibi göründüğü için şarkı söylemeye veya fazla yüksek sesle konuşmaya cesaret edemiyorlardı.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Alıntı
Bir elf lordu kadar soylu ve güzel yüzlü, bir savaşçı kadar güçlü, büyücü kadar bilge, bir cüce kralı kadar saygın ve yaz kadar müşfikti. Adı pek çok öyküde geçer ama Bilbo'nun büyük macerasının öyküsündeki rolü küçük ancak öykünün sonuna varabilirsek sizin de görebileceğiniz gibi önemlidir. İster yemek yemekten hoşlanın, ister uyumaktan, ister çalışmaktan, öyküler anlatmaktan veya şarkı söylemekten, ister oturup düşünmekten hoşlanın, ister bütün bunların hoş bir karışımından, evi sizin için kusursuz bir yerdi. Kötü şeyler o vadiye gelmezdi.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam