Çağdaş Mahir Can

“Eski bir öykü vardır," dedi Hardin, “belki insanlık kadar eski, çünkü onu içeren en eski kayıtlar kendilerinden de eski başka kayıtların kopyalarıdır zaten... ilginizi çeker diye düşündüm. Öykü şöyle: “Kurt gibi güçlü ve tehlikeli bir düşmanı olan at, ömrünü her an tetikte, korku içinde sürdürmektedir. Kapıldığı ümitsizlik onu bir müttefik bulmaya iter. Bunun üzerine bir insana yaklaşıp onunla birlik olmayı önerir, ne de olsa kurt her ikisinin de düşmanıdır. Adam bu ortaklığı daha ilk anda kabul eder ve yeni ortağının sahip olduğu müthiş hızı onun hizmetine sunması halinde kurdu hemen öldürebileceğini öne sürer. Kurt belasından kurtulmaya çok istekli olan at, adamın onu eyerleyip üzerine binmesine izin verir. Adam da iddiasını yerine getirir ve atın üstünde hareket ederek kurdu avlayıp öldürür. “Büyük bir sevinç ve rahatlama duyan at, adama teşekkür eder ve şöyle der: ‘Düşmanımız ölmüş olduğuna göre şu eyeri üzerimden kaldır da yeniden serbest kalayım.’ “Adamsa okkalı bir kahkaha atıp, ‘Asla!’ diye yanıt verir ve atı mahmuzlar."
Sayfa 170·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“İşlerin böyle yürümesinin düşünüldüğünü herkes biliyor. Ama kumar oynamayı göze alabilir miyiz? Belirsiz bir gelecek uğruna bugünü riske atmak doğru mu?"
Sayfa 127·Kitabı okudu
Alıntı
“Sizden bekleneni yapmanın getirisi büyüktür, hele ki insanlar sizi sinsi biliyorsa."
Sayfa 120·Kitabı okudu
Alıntı
İmparatorluk, Eski görkemini nasıl da yitirmiş, küçük krallıklara bölünmüştü! Krallıklar! Eskiden her biri birer valilik olan bu krallıklar aynı eyaletin bölgeleriydi, o eyalet bir sektörün parçası, o sektör bir kuadrantın parçası, o kuadrant da hepsini kucaklayan Galaktik İmparatorluk'un bir parçasıydı. İmparatorluk artık galaksinin uzak köşeleri üzerindeki denetimini yitirdiğine göre, bu küçük gezegen kırıntıları krallıklar halini almıştı; başlarında komik operalara yakışacak kralları ve soyluları, ufak çaplı ve anlamsız savaşları, birbirini izleyen yıkımlar arasında geçen acı dolu yaşamlarıyla. Bir uygarlık yıkılmaktaydı. Nükleer güç unutulup gitmişti. Bilim yavaş yavaş mitolojiye bölünüyordu...
Sayfa 108·Kitabı okudu
Aslında biz bunca zamandır amaçsızca ortada geziniyor, gerçeği ancak bir sis perdesinin ardından görüyor ve onunla yetiniyoruz.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Alıntı