Özlem Karakurt

Özlem Karakurt
@Mahmut_ozlem30
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ 16 Mart Masalı Sen benim yazıldıkça çiçeklenen mısralarımsın
Siyah beyazız ikimiz, sarılınca renkleneceğiz.
Reklam
Şövalye dinlene dinlene aştığı yolların ötesinde bir gölün kenarında oturmuş,  elini yüziinii yıkamış, avuç avuç su içmiş. Sonra bir gölge görmüş suyun üzerinde kıpırdayan. Başını yanına çevirmiş, yanındaki taşa konan kuşa bakmış. Minicik, sapsarı bir kuş. Kuş eğilip gölden bir damla su almış kanatlarını çırpa çırpa uçmuş gitmiş. O an derin bir iç çekmiş şövalye, “Keşke kuş olsaydım, "demiş, “uçar giderdim şimdi yanına. "
Hepimiz kendimize geleceğiz bir gün. Üzüle üzüle mutlu olmayı, güçsüz kala kala güçlü olmayı öğreneceğiz. Düşe düşe kalkmayı, öle öle yaşamayı, ağlaya ağlaya gülmeyi ve ayrı kala kala sevmeyi... Bir gün hepimiz kavuşmayı da öğreneceğiz. O gün yakın. Bir gün hepimiz aramızdaki kilometreleri, santimetreleri aşacağız. Kime bakıyorsak uzaktan uzağa, bir gün tam karşımızda gözlerinin içine bakacağız. Çünkü mesafeler, aşılmak içindir...
Hiçbir zaman içinde bulunamayacağımız fotoğraflar, asla önünde duramayacağımız binalar, adım atma ihtimalimizin dahi olmadığı merdivenler. Binemeyeceğimiz trenler, alamayacağımız biletler, gidemeyeceğimiz şehirler. Sokakta yürürken karşılaşma ihtimalimizin olmadığı insanlar, asla duyamayacağımız cümleler, gelmeyecek günler, geçmeyecek yıllar... "
Bu fırtınaya bıraksam kendimi, günlerdir aradığım yıldızıma gider miyim? Ey! gökyüzü, söyle. Açayım mı kollarımı? Ölü de olsam götürür müsün beni ona?” Açmış kollarını firtınaya, “Gel al beni!” demiş, atını bırakmış, kendini bir kasırganın ortasında bulmuş. O an anlamış, âşık olmak fırtınaya kollarını açmak, kasırganın ortasına atılmakmış...
Reklam