Artık aynaya baktığımda gördüğüm görüntüyü tanıyamıyorum. Kimim ben bilmiyorum. Ne için yaşıyorum, kim için yaşıyorum bilmiyorum. Hayatımda ne olup bitiyor bilmiyorum. Az önce hayatımı mahveden insana sarıldım ben Zeynep. İçimde bir parçayı ona sarıldığımda orada bıraktım. Kalbim, ruhum bedenimden uçup gitti o an. Çünkü ruhum da kalbim de bana kızgın. Bizi bu hâle getiren adama sarıldığım için kendi ruhum bile nefret ediyor benden. Ben artık eski ben olamam.
Kimsenin söylemeye bile cesaret edemediği şeyi o artık hissediyordu! Sevgili ''askerinin'' yavaş yavaş nasıl tükendiğini, sessiz bir hüzün içinde yok oluşa doğru nasıl gittiğini görüyordu.
Çelimsiz kadın, oğlunun üzerindeki yorganı düzeltti.
-Rüzgar esiyor, oğlum.
Yüzbaşı ise yüzünde kederli bir tebessümle fısıldadı:
-Arsa'dan bu tarafa doğru esiyor. Canım Arsa'mdan bu tarafa doğru....
Kafalarındaki yorgunluk ,sokağın "hayat" anlamına gelen parıltılı ve neşeli görüntüsüyle yavaş yavaş dağılıyordu. Sanki hapishaneden şimdi serbest bırakılmış küçük mahkumlar gibiydiler.