Lacan’a göre insan Dil’in içinde doğar. Biz buna kabaca aile ideolojisi diyebiliriz. Birey yetişkinlik çağına doğru bu aile ideolojisinden çıkmak ve bu kabuğu kırmak ister. Bu kabuğu kıramayanlar ve kendi öz yeteneklerinin farkına varıp onu kullanamayanlar başka bir kabuğa girerler. Biz buna kabaca siyasi ideoloji diyebiliriz. Siyasi ideolojinin içinde bir ideolojik özne olarak yaşamaya devam eder. Bu bireylerin temel sorunu anne ile imgesel bir yaşamı sürdürmelerinden kaynaklanmaktadır. Ayna evresini yeterince tamamlayamadıkları için ve “babanın adı” yeterince yasa görevi görmediğinden, anne ile olan o bütünlük ve tamamlanmışlık hissi bireyi ideolojilerin içine itmekte ve radikal bir aktivist olmaya dek götürmektedir.