İnce Memed gibi sıradan, yoksul bir köylünün olağanüstü bir halk kahramanına dönüşmesi beni öyle sarsmıştı ki, o günden sonra, sadece kendim için yaşamayı ahlaki bir düşkünlük olarak görmeye başlamıştım.
Hiçbirimizin ruhu salt iyilikten, salt güzellikten, salt yücelikten oluşmuyor, hiçkimse masum değil, hiçbir zaman da değildi. Bakmayın geçmişteki yaşamların daha anlamlı olduğunu söyleyenlere, biz her zaman böyleydik.
İnsan ruhu sadece kederle dışa vurmaz kendini, komiklikle de, şaklabanlıkla da, ihanetle de, korkaklıkla da, daha pek çok farklı görünümlerle de açığa vurabilir.