Gözde U

Tokat Alevileri
10/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2023 52. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2023 08:58
İslam Peygamberi Hz Muhammed'in kızı Hz.Fatıma ile damadı Hz.Ali ve onların soyundan gelenlere duyulan muhabbet merkezli bir inanç olarak tanımlanan Alevîlik, üzerinde en çok konuşulan konulardan biri olmasına ve hakkında çok şey yazılmasına rağmen, henüz tüm yönleriyle tam bir açıklığa kavuşturulamamıştır. Çünkü bu konuyla ilgili çalışmaların çoğu, siyasi ve ideolojik amaçlarla meydana getirilmiş, bilimsellikten uzak popüler yayınlardır ve bu durum ne yazık ki ülkemizde Alevîlik konusunu istismara açık hassas bir mesele haline getirmektedir. Bununla beraber son zamanlarda, Alevîlik ve Bektaşîlik ile alâkalı önemli saha çalışmalarının yer aldığı bilimsel ve akademik yayınların sayısında meydana gelen artış, olumlu bir gelişme olarak görülmektedir. Bu akademik yayınlardan biri de ilk baskısını 2001 yılında yapmış olan ve Doç.Dr. Hasan Coşkun tarafından hazırlanan Tokat Alevileri "Sırrımız Türklük" isimli çalışmadır. Tokat, Alevî- Bektaşî nüfusun en yoğun olduğu illerden biri olması ve sınırları içerisinde en etkin Alevî ocaklarını barındırması nedeniyle , Alevîlik inanç ve pratikleri açısından tüm Türkiye için örnek olabilecek orijinal özelliklere sahip bir şehirdir. Bu nedenle araştırma alanı Tokat ilindeki Alevîlerin yaşadıkları köyler olan bu eser, Anadolu Alevî kültürünü tanıtma açısından önemli bir yere sahiptir. Şehrin coğrafi yapısı nedeniyle ulaşılması çok güç olan dağ ve bağ köylerindeki talip ve dedelerle bizzat görüşülerek, Alevîlerin sosyo-kültürel yaşam tarzlarının, geleneksel sosyal örgütlenmelerinin, örf, adet ve inançlarının kendi yaşam alanlarında ve bilimsel metotlarla incelenmesi takdire şâyândır. Alevî, Bektaşî ve Kızılbaş kavramlarının manası nedir, Anadolu Alevî kültürünün tarihî gelişimi nasıl olmuştur, Ahmet Yesevî, Pir
Tokat AlevileriHasan Coşkun · Kitabe Yayınları · 20218 okunma
Zeynep isimli okura yanıt verildi
Gözde U
Buna çok yönlü bakmanızı rica edeceğim. Bakış açınızın temeline tarihi ve sosyolojiyi koyarsanız bunu anlamak çok daha kolay olacak. Yavuz Sultan Selimin siyasi gerekçelerle dönemin şeyhülislamına verdirttiği fetvalarla ilgili bilginiz var mı? Alevilerin görüldükleri yerde öldürülmesini, mallarının, karılarının, çocuklarının ise müslümanlara helal olduğunu söylüyor. Yıllarca zulümden kaçıp dağların arasına saklanmış bu insanlar, ne olduklarını, kim olduklarını gizleyerek yaşamışlar. Yıllarca yok sayılmışlar, yokmuş gibi yaşamışlar. Ama askerliklerini yapıp vergilerini vermişler. İnançlarına geleneklerine törelerine saygı duyulmamış. O günlerden beri neler neler olmuş fakat daha yakın tarihe geleceğim. 1978'de Maraş'ta, 1980'de Çorum'da, 1993'te Sivas'ta "Allah-u Ekber" nidaları ile öldürülmüşler. Yüzyıllardır kendilerine "Allahın adıyla" saldırılan bu insanların, bugün "besmele"den bile tedirgin olmaları doğal değil mi? Sürekli sünni dinin empoze edilmesinden bıkmış bu insanlar artık. Onları olduğu gibi kabul edin, sadece size benzemeleri şartıyla değil. Aleviliğin tarihine baktığınızda, müslümanlığın türk/anadolu gelenek ve töresinin potasında eritilmiş bir versiyonu olduğunu görebilirsiniz. Alevilerin çoğunluğu yıllarca konar göçerliği sürdürdü bu topraklarda. Selçuklu'yu, Osmanlı'yı kurdular. Çok derin bir tarih var gerisinde. Bu kısımlara girmiyorum. Ama inancın tarihsel gelişimini bilmek onları anlamak için yapbozun en önemli parçası. Ayrıca kimsenin inancını hiç kimsenin eleştirmeye hakkı yoktur. Kimsenin, bir başkasının inancını kendi inancına benzetmek/yaklaştırmak haddi değildir. Bu insanların müslümanlıkları da bu şekilde, kimseye onaylatmak zorunda değiller. Her inancın dinamikleri farklıdır, tarihin içinde yapılanması farklıdır. Bireysel görüşler bir inancın inananlarını oluşturan toplumun tamamını temsil etmez. Çok sevdiğim bir sözle noktalamak isterim "Allah'a giden yollar, mahlukatın aldığı nefes sayısı kadardır".