MEHMET ALİ ATEŞ

MEHMET ALİ ATEŞ
@Malinho06
AĞAÇLAR AYAKTA ÖLÜRKEN...
Tabiatta her canlının belli bir ortalama ömrü var. Özellikle ağaçlar ortalama ömürlerini doldurduktan sonra, daha az çiçek açmaya başlarlar. Her yıl giderek daha az meyve vermeye başlarlar. Yapraklarının sayısı bir yıl öncesine göre daha azdır. Bazı dalları kurumaya yüz tutmuştur. Gövdelerine ve dallarına baktığınız zaman uzun yılları geride bırakmış olduğunu gösteren izleri görürsünüz. Sessiz ve sakin bir şekilde çevrelerine zarar vermeden ayakta kururlar. Kurumaları onların ölümüdür. Ne kadar bakarsanız bakınız, onları daha uzun yıllar yaşatmak mümkün değildir. Belki gövdesinden keserek, kalem aşısı ile yeni bir fidanın oluşumuna neden olabilirsiniz. Ancak, bu dışarıdan insan eliyle yapılan bir müdahaledir. Çiçek açmayı, dolayısıyla da meyve vermeyi bırakmış böyle bir ağaçla enteresan bir deney yapabilirsiniz. Bu deneyi uyguladığınız zaman, yavaş yavaş ölüme giden bu yaşlı ağaç, bir dahaki çiçek açma mevsiminde öylesine bol çiçek açmaya başlar ki, şaşırır kalırsınız. O haliyle yine sizi şaşırtacak kadar bol meyve verdiğini görürsünüz. Yapılan çok basit bir deney. Şöyle ki; artık meyve vermeyen yaşlı ağacın henüz kurumamış olan bazı dallarını küçük bir bıçakla sekiz-on yerinden çiziniz. Bunlar birer küçük yaradır. Yapılan bu deney sonucunda yaşlı ağaç neden çiçek açmaya başladı neden bu kadar çok meyve vermeye başladı diye soru sorabilirsiniz. Bilim bu sorunun cevabını henüz bulamadı. Fakat, bu deney sonucuna göre çiçek açmaya ve meyve vermeye başlayan bu ağacın amacı ne olabilir ki. Neden böyle bir davranış göstermiş olabilir ki? Bunun mutlaka bir açıklaması olmalı. Bu açıklama tabi ki onun genetik yapısında saklı. Çünkü, çiçek açması, meyve vermesi hep genetik yapısından aldığı sinyaller ile oluşmakta. Peki o zaman, yapılan bu küçük yaralama deneyi sonucunda yaşlı
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kaan Sezyum’un kaleminden
Beyin kanaması sebebiyle eşini kaybeden Kaan Sezyum 'un kaleme aldığı yazı '' ...geçen haftadan beri hayatımın pek bir anlamı yok gibi geliyor. ne yazılarımı okutacağım birisi, ne sabah güldüğümüz birisi, ne de balkonda kuşları yemlediğimiz birisi var yanımda. yok yani. işin en fenası da bu yok oluşun, tam anlamıyla bi yok oluş halinde gerçekleşmesi oldu. gayet güzel kahvaltı ederken, birlikte türk kahvesi için tek bir sigarayı ortaklaşa tüttürürken birden akşam oluyor, evde kimseler yok. çat! şimdi evde iki kişi kaldık. kedimiz tortor da bu vesileyle üzerime kaldı. yokluk kendisini zamanla hissettiren bir şey. varken olanı hissetmiyorsunuz, yokken de olmayanı hissediyorsunuz, garip. kısa sürede çok üzüldüm. üzülmemin sebeplerini düşündüm biraz. insan çok sevdiği birisini kaybedince (bence) birkaç şeyden dolayı üzülüyor. ben artık onunla bi şeyler paylaşamayacak olmama üzüldüm. kumda kendisini temizleyen bir serçe, suyun dibinden giden bi balık sürüsü gördüğümde artık gösterecek kimsem yok. çok yalnızım. ama arkadaşlar iyidir, beni yalnız bırakmıyorlar. yalnız kaldığınız her an bi takım anılar çıt, çıt ya da güm güm şeklinde kafanızın içinde patlayıveriyor. geceleri uyumak çok zor. içki de içmediğimden, uyumak için alternatif tıbbın tüm bileşenlerini devreye sokuyorum. gözlerimi bilinçli olarak kapatmak istemediğimden yapılabilecek en sıradan şeyi yapı tvye bakarken ekran karşısında sızıyorum. sabah kalkış kısmı daha fena. uyandıktan sonra yatak keyfi diye bir şey yok. zaten yatakta keyif yapacak bi şey de yok. sabahın köründe kargalarla birlikte oturup bok yemeye başlıyorum ben de. ne yapalım, hiçbir şeyi değiştiremiyoruz ne de olsa. "hayat devam ediyor"; filan diyorlar ama benim için aslında hayat pek devam etmiyor şu sıralar. neyi devam etsin? benim için hayat
1000Kitap
Şems-i Tebrizi
Şems-i Tebrizi’den Bilginin Cehaletini Anlatan Muhteşem Öğüt Şems-i Tebrizi kendi zamanını aşan mutluluğa ulaşma yolunda oldukça faydalı öğütler vermiş birisi. Bu öğütünde bilginin cehaletinden, her zaman öğrenilecek daha fazla şey olduğundan ve insanlara karşı tavırlarımızda önyargılardan uzaklaşmamız gerekliliğinden bahsetmiş: Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın… Bildiklerini unut. Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne bilgilerini silmekle başla. Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et… Gıybet etme sakın, bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker. Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın. Birini ne kadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar. Kainatın matematiğidir. Bir koyar, bir alır insan. Bilmeden kendi hesabını dürer Hiçbir konuda emin olma kendini ayrıcalıklı sayma. Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme. Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir. Nazlı nazlı yükselir köpük, derken pat diye sönüverir. Her zaman başkalarından öğrenmeye açık ol. En iyi bildiğin konularda bile köşeli düşünme, büyük konuşma. Cümlenin sonuna nokta değil, ünlem değil, virgül yahut üç nokta koy. Açık bir kapı bırak daima. Ne kadar bilsen de hiç bir zaman yeterince bilemeyeceğini unutma. Tevazudan şaşma. Ancak o zaman kurtulabilirsin bilginin cehaletinden. M A A
1000Kitap

MEHMET ALİ ATEŞ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·240 syf.·
2020 26. kitabı
Mümin Sekman
8/10 · 16,7bin okunma