"Sevmedim mi senden sonra?
Gönlüm akmadı mı birilerine?
Sızlamadı mı kalbim uğrun uğrun?
Ellerimde bir kor ateș, susup ağlamadım mı senden gayrsına?
Yıllar geçip giderken canımdan, içim başkasına hiç kavrulmadı diyemem. Ama kalbim, henüz yirmi yaşındayken aldığı o ilk sızıyı hiç unutmadı. Elim kimsenin eline değmedi. Mürüvvet görmemiş gözlerim kimsede çok fazla asılı kalmadı. Yașıtlarım birer ikişer evlenip çoluk çocuğa karışırken her yanında bin çaput asıl bir adak ağacına döndům senden sonra. Gözlerim yollarda kaldı. Bütün gün elimi çaresizce çeneme koyup seni bana getirecek yollara baktım."
"O gün uzun uzun sustuk babamla. Hayatımızda ilk kez aynı yöne baktık. Belki bir şey söyler, bu darmaduman haline bir açıklama getirir diye kulağımı dikmiş, ondan gelecek bir açıklama bekliyordum. Oysa hayatla ilgili söyleyebileceği tek bir cümlesi bile yoktu. Onun cümlesi yıllar önce bir yerde yarıda kalmış, bir daha da cümleyi tamamlamaya gücü yetmemişti sanki. Bazen ağzını açıp nasihat niyetine üç-beş şey söylemek istiyor ama buna bile cesaret edemiyordu..."