; çünkü bizim tek hedefimiz Doğu'ya varmak değildi, daha doğrusu "bizim Doğu"muz salt bir ülke ya da coğrafi bir şey değil, ruhun yurdu ve gençliğiydi, hem her yerdi hem de hiçbir yer, tüm zamanların yekvücut olmasıydı.
Biz nasıl kendi yolumuzda gidiyorsak, onlar da kendi yollarında gidiyorlardı, her birinin kendi hayalî, kendi arzusu, yüreğinde gizli bir oyunu vardı, yine de büyük ırmakta hepsi birlikte akıyordu ve hepsi bir bütündü, yüreklerinde aynı huşuyu, aynı inancı taşıyorlardı, aynı yemini etmişlerdi!