Biz ise bugün "iyi"nin nasıl olacağını Allah'ın yarattığı fitrat
ve tabiatta değil, kafamızdaki standartlarda arıyoruz. Bunun sonucu ise en iyi ihtimalle "her şeyden biraz bilen, hiçbir şeyi tam bilmeyen" insanlar; kötü ihtimalle ise adeta "ucubeler" yetiştirmek oluyor.
Fakat imtihana uğrayan kişi, aslan olanın musibetin ortadan kalkması olduğuna inanırsa hayatında bir eksiklik ve kalbinde boşluk hissedecektir. Böyle yapmak onu, mutluluk verici başka uğraşlar bulmaktan alıkoyacaktır. Tüm konuşmaları ve düşünceleri bu musibet hakkında olacak ve kısır döngüden çıkamayacaktır. Neticede Allahın kendisine bahsettiği nimetleri küçümseyecektir.
Benim burada vurgulamak istediğim esas nokta, nimetlerden lezzet alma ve bize bahsettiği nimetler sebebiyle Allah’a minnet duyma yeteneğimmizi kaybetmiş olmamızdır. Bu, ihtiyaç sahibi Müslümanlar için gayret Edip zalimlerin yaptığı ifsada kederlenenmekten öte, insanlığı ele geçirmiş vahim bir hastalıktır.