Bu üzüntü de değil, sıkıntı da, çok daha kötü bir şey. Sanki içimdeki iyi şeylerin hepsi saklanmış, geriye tek bir iğrenç şey kalmış gibi. Sana nasıl anlatsam?
Anna Arkadyevna okuyor ve anlıyordu, ama okumak, yani başka insanların hayatlarından betimlemeleri izlemek hoşuna gitmiyordu. Kendisi bizzat yaşamak istiyordu.