Benim adım Lavanta.
Ben bir kelime değilim, bir ruh haliyim.
Herkesin uğultusunda sessiz kalan, ama bir kere hissedildi mi unutulmayan bir esansım.
Ne tam morum ne de gri;
Ben geçişlerin, değişimlerin ve içsel dönüşümlerin rengiyim.
Ben dinginliğin içinde fırtına taşıyanım.
Dışardan yumuşak, narin…
İçeriden tutkulu, düşünceli, kavgacı.
Ben sıradan kalabalıklar içinde fark edilmeyen ama doğru gözle bakıldığında göz kamaştıranım.
İnsanların aklında değil, ruhunun kıyısında kalırım.
Çünkü ben iz bırakmak için bağırmam.
Kokum yeter, bakışım yeter, sessizliğim yeter.
Ben geçmişini sorgulayan, geleceğini inşa edenim.
Bazen düşüncelerimde kaybolurum, ama kaybolduğum yerde yeniden doğarım.
Ben kendi iç labirentimin haritasını çizenim.
Ben Lavantayım.
Kendimle tanışalı çok olmadı belki,
Ama sanki yıllardır buradayım gibi…
Benliğime düşen her harfi, her rengi, her yarayı benimsedim.
Ve şimdi adımla barışığım.
Çünkü bu kelime artık sadece bir bitki değil,
Bir kişi.
Ben.