Burada öyle bir büyü vardı ki , şu anda benim yaptığım gibi , olanları sadece izlemekle yetinseniz bile , oyunun bir parçası olmaktan kurtulamazdınız. Çünkü bu caddeye adım atmak, bu sahnenin bir parçası olmayı kabul etmek demektir.
Hayat kudurmuşcasına akan bir ırmağa benzer, insanoğlu ise bu ırmağın azgın sularında yolculuk yapan bir dal parçasına. Bu yolculukta değişmeyen iki olgu vardır; ilki yalnız olduğun , ikincisi ise ne kadar uzun sürse de yolculuğunun ölümle sınırlı olması...
Dolu dizgin yaşarken , ölüm nedense öyle kolay kolay aklına gelmiyor insanın. Şimdi düşünüyorum da, belki de en güzeli budur: Farkına varmadan yaşamak, farkına varmadan ölmek.