Maria

Maria
@Maridebana
1 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
gökten düşen şeyler ..
Kafa karışıkliğı iyidir. Insan bir kafası olduğunu anliyor. Yanlışlıkla elinin çarptiği bardağın dairesel hareketlerini izlerken kal gelir ve yere düşmesini engelleyemezsin. Bardağın kırılışını resmen izlemiş olursun. Insanoğlunun varoluşsal yatkınlığı olan bu kal gelme hali,hayatın içinde de sık sık kendisini gösterir. Girdiğin yolun yanlış yere çıkacağinı hissetsen bile yine o yola girersin. Güvenmemen gereken birine güvenmek istediğin için güvenirsin. Sevmeyecegini bildiğin halde menüdeki o yemeği sipariş verirsin. Sana bakmayacağını bilsen de birine selam verirsin. Bazen yapman gerekenlerin dişında hissedersin kendini ve olacakları seziyor olsan bile sadece izlemek gelir elinden. Her zaman doğru şeyi yapacak kadar mükemmel değildir fıtratın, bazen sahne önünde izleyici olur kaderini seyredersin. Aynı toprakta ve aynı atmosterde bazen kurur bazen yeşerirsin. Insan olmanın aciziyetini hissetmediğin bir ömür mümkün değildir. Çünkü baya baya acizsin.. #jeanpaulMaridebana
Reklam
Aşağı yukarı aynı şekilde parçalanmış şeyler bir araya gelince garip bir bütünlenme oluyor. Tam olmuyorsun, bunun bir yolu yok henüz ama eskisi kadar yarım da kalmıyorsun. Bir derdi taşınabilir yapan yegâne şey o derde başkalarının da ortak olmasıdır belki, yaşamak değilse de anlamak yoluyla, hiç değilse tahmin ederek. Belki sadece tek olmamak güç veriyordur insana ya da belki bu gibi uyduruk kılıflar aramakla geçiyor hayat. Belki sahiden hayat işte tam da bu ve daha fazlasını aramak yalnızca bitmeyen bir mide ağrısı. Ne kadar olmuşsa o kadar. Nerede bitmişse orada. Anlıyorum. Kalbimin sırrı nihayet hiç oldu. Anlamamak, anlamak zorunda olmamak yoluyla bir gerçek var ettim kendime. Bir cevapta değil, cevabını hiç merak etmediğim yeni bir soruda buldum her şeyin esas manasını. Ben bu dünyanın yara bandı mıyım ?
Mayısın 1'i . Yani yılın kiraz ağaçlarının çiçeklenmesi, yağmur toplamak ve evin içinde "ben niye hala üşüyorum ya" diye bağırmak dönemi.
ve sonunda sabah oldu..
Korkuyorum hayret etme yeteneğimi kaybederim diye. Ya baharın gelişi gözümden kaçarsa? Ya duvarın üstünde duran kedi yüzümü güldürmezse? Denizi görme isteğimi yitirir miyim? Ya denizi gördüğümde heyecanlanmazsam? Oturup karınca yuvasını izlemekten vazgeçer miyim? Aşık olmak anlamsızlaşır mi? Yaşamak artık normal bir şey haline gelir mi? Ya hayal kuramazsam?
İyi bakmak için çok uğraştığım zamanlarda ölmek için elinden geleni yapan çiçeğimi, üzülerek ve artık gerçekten gücenerek balkona koymuştum yaz başında. Çok kısa sürede büyüyüp serpildi. Sararan yapraklarıyla ilgilenmedim, kopardım çünkü hâlâ biraz güceniktim, yerine yeni yapraklar verdi. Ve hiç öyle özenle sulamadığım halde öyle çok çiçek açtı ki, yani neresine açtı bu bu kadar çiçeği, şaşırdım. Baktım. Bakıyorum hâlâ. Daha da bakarım. Dünyanın en güzel şeyi durup dünyaya bakmak. Anlamadım ama bildim ve kabul de ediyorum peki, bu dünyada neyi büyütüyorsak onun için küçüğüz. Neyi çoğaltıyorsak onun için azız. Çok önemsiyorsak yokuz. Yok değilsek şeffafız, buharız ya da bunun gibi bir şey. Rüzgar gibi. Var ama nasıl var çıkar göster o zaman. Gösteremezsin varlık bu mu peki? Her şeyi anlamayız kabul ediyorum böyledir. Bir fikir üzerine yazmaya çalışıyorum sabah oluyor, yazdıkça uzaklaşıyorum fikrim yok oluyor. Böylece burada kalıyorum, orta burası, sabahın bi saati. Kendime bir yer ariyorum. Ne tarafa ‌geçersem geçeyim doğru hep karşı t‌arafta kalmış‌ saniyorum. Nerede değilsem oradayım. Anlamıyorum ama kabul ediyorum. Böyleyse ne diyebilirim ki. Peki.
Reklam