Hissettiği tek şey, artık o giden kişinin kendisi olmadığıydı. Bütün dünyayı ayakları altına alan güç, o yabancı,acımasız güç sonunda onu da ele geçirmişti
Buraya geldiğinde sabırsız ve hazırdı,her şeyi önceden hesaplamış,her sözcüğü yerine yerleştirmiş,tüm olacakları kafasında canlandırmıştı. Fakat şimdi gücüyle arasına iki saatlik bir demir perde inmişti. İçindeki tüm ateşin dağıldığını, hafızasındaki tüm sözcüklerin birer birer silindiğini, birbirlerinin üzerine düştüğünü, birbirlerine tosladığını dehşetle fark etti.
Bu doğru değil. Dünya onlara izin verdiği sürece güçlüler. Tek bir birey herhangi bir kavramdan daha güçlüdür her zaman, fakat kendisine inanmalı, iradesine sahip çıkmalıdır. İnsan olduğunu ve insan kalmak istediğini unutmamalıdır,işte o zaman etrafını saran,beynini uyuşturan vatan,görev,kahramanlık gibi sözcükler,kan kokan, sıcak, canlı insan kanı kokan boş laflar olarak kalırlar.
Onlar binlerce yıldır ne istediklerini çok iyi biliyorlar,çok iyi örgütlenmişler,çok kurnazlar, çok iyi hazırlanmışlar, yıldırım gibi tepemize düşüyorlar. Onların belli amaçları var,benimse zayıflamış,harap olmuş sinirlerim. Bu adil bir savaş değil. Bir makineye karşı gelinemez. İnsana karşı koyulabilir. Fakat bu bir makine , bir kasap makinesi, vicdanı ve aklı olmayan ruhsuz bir alet. Ona karşı konulamaz.
İstemiyorum , istemiyorum,içimdeki hiçbir şey istemiyor. Fakat kendi irademe rağmen gideceğim,onların güçlerinin korkunçluğu da bu değil mi zaten;insanın kendi iradesine,kendi inancına rağmen onlara hizmet etmesi değil mi, korkunç olan ?