Şimdi insanların hayatlarını düşün, her dakikalarını, gündelik hayatlarını. Herkesin katkıda bulunduğu, üzerinde uzlaşılmış bir nizama bağlıdır hayatları. Sözünü ettiğim unutulmuş pratik bu nizamı muhafaza etmek.
Seninle kafamda sürekli konuştuğum için bazen mektuplara ne yazıp ne yazmadığımı bilemiyorum. Hapishanelerin olmadığı bir şehirde −hiç olmuş mu böyle bir şey acaba?− mektuplara bu kadar çok şey doldurulabileceği kimsenin aklına gelir miydi?