Düşman devletler, Osmanlı devlet ve memleketine maddi ve manevi olarak saldırı halinde, yok etmeye ve bölmeye karar vermişler. Padişah hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor. Hükümeti de aynı halde. Farkında olmadığı halde başsız kalmış olan millet, karanlık ve belirsizlik içinde olacakları bekliyor. Felaketin dehşetini görenler, bulundukları çevrelerde kurtuluş çaresi olarak kabul ettikleri önlemlere girişiyor... Ordu, ismi var cismi yok bir halde. Komutanlar ve subaylar, Dünya Savaşı'nın bunca güçlükleriyle yorgun, vatanın parçalanmakta olduğunu görmekle yürekleri parçalanmış, gözleri önünde derinleşen karanlık felaket uçurumu kenarında kurtuluş çaresi arıyorlar.
Millet ve ordu padişahın ihanetinin farkında olmadığı gibi, o makama karşı dinsel ve geleneksel bağlarla bağlı ve sadık. Millet ve ordu kurtuluş çaresi düşünürken, bu alışkanlıkla kendinden önce hilafet ve saltanatın kurtuluşunu düşünüyor. Halifesiz ve padişahsız kurtuluşun anlamını kavrayacak durumda değil. Buna karşı görüş belirtenlerin vay haline! Derhal dinsiz, vatansız, hain, istenmeyen adam oluyor.