Mutlak zihin ya da özgür irade diye bir şey yoktur; zihnin şu ya da bu isteği bir neden tarafından belirlenir, bu neden başka bir neden tarafından, ve o da başka bir neden tarafından ve bu sonsuza kadar böyle uzanır.
Spinoza'nın varoluş bilmecesine yanıtı kısa ve öz bir biçimde dile getirilebilir: var olan her şey eksiksiz bir karşılıklı bağımlılık içinde var olmak zorundadır.
Her bir amaç yepyeni bir yolculuk -edinilmiş fikirlerle kirletilmemiş, geleneksel yanlışlıklardan arındırılmış, hiç el değmemiş bir yanıtın bulunması.-
Deneyimlerimin, sıradan yaşamda gerçekleşen her şeyin boş ve gereksiz olduğunu bana öğretmesinden sonra, korktuğum her şeyin ve beni korkutan her şeyin kendi içinde iyilik ya da kötülük taşımadığını, yalnızca zihnin onlardan etkilendiğini gördüğümde, gerçekten de iyi olup iyiliğini iletebilecek, bilimcil sayesinde zihnin diğer her şeyi boşlayabileceği bir şey var mı diye sorgulamaya başladım: yani, sonsuzluk boyunca kesintisiz yüce mutluluğun tadını çıkarabilme yetisini keşfetmeyi ve edinmeyi başarıp başaramayacağımı sorgulamaya karar verdim.
İnanıyorum ki dünyada hiçbir şey, bizim denetimimiz dışındaki şeyler dışındakilerden hiçbiri bu türden insanlarla etkileşim olanağından daha fazla huzur veremez; nasıl ki bir kez algılandı mı gerçeğin onaylanmaması olanaksızsa, bizim onlara duyduğumuz sevgi de yıpratılamaz (bu sevgi her birimizin gerçek bilgi için hissetyiği arzuya dayandıkça).