Sen ciğerimdeki nefes, gözlerimdeki ışık, kalbimdeki çırpıntı ve beynimdeki düşünce gibisin. Neyi düşünsem, seni düşünüyorum. Neyi görsem, seni görüyorum.
Bir yıl sonra, alınlarımız belki biraz daha karışık, yüzümüz belki biraz daha çizgili, kanımız belki biraz daha ihtiyarlamış fakat sevgimiz, birbirimize inanmamız sarsılmamış, yangından çıkan, ateşten geçen bir çelik parçası gibi temizlenmiş ve kuvvetlenmiş, gençleşmiş ve tecrübelileşmiş olarak, kavuşacaksınız... Büyük bekleyişler, felaketler büyük bağları ve sevdaları bir kat daha büyütür.
Boş ver ! diyemiyorum. Artık boş veremiyorum sevgili !
Her düşündüğünü, her istediğini yazamamak ne kötü şey. İçim dolu, dolu... Boşalamıyorum... Kalbimin kanıyla kalbim boğulacak gibi...
Bir taraftan sana kalbimin içindekileri yazmak istiyorum, bir taraftan kafamın içindekiler kalemin ucuna geliyor. Bereket versin ki sen hem kafamın, hem de kalbimin içindekilerle berabersin, birsin, sen bensin...