Burnuma gelen elma kokusuna anlam vermeye çalışırken, evlerden çıkan, damlardan inen çocukların kokuya doğru koştuğunu gördüm. Durmadan koşuyorlardı. Bombanın düştüğü yerden geliyordu elma kokusu. İnsanlar anlamsızca birbirlerine bakıyor, bakışıyorlardı. Arkamdan gelen sese dönünce babamın yukarı çıktığını gördüm. Uykusundan uyanmış, olanları anlamaya çalışıyordu. İki sokak ötede, elinde kırmızı bir bez ile yüksek bir duvarın üstüne çıkan bir adam bağırmaya başladı boğazını yırtarcasına:
“Sariiiiin! Sariiiiiiin!
Sarin mi? Ben bunu daha önce izlediğim Halepçe katliamı belgeselinde duymuştum. Saddam Hüseyin’in kullandığı kimyasalın adıydı. Binlerce insanı bu gaz ile öldürmüştü...
ᴇʟᴍᴀ ᴋᴏᴋᴜsᴜɴᴀ ʜᴀsʀᴇᴛ ᴄ̧ᴏᴄᴜᴋᴀʟʀı, ᴇʟᴍᴀ ᴋᴏᴋᴜsᴜʏʟᴀ ᴏ̈ʟᴅᴜ̈ʀᴅᴜ̈ʟᴇʀ
"Bir toplumda pislikler, günahlar yayılır da bunu kınayan ve protesto eden kimse bulunmazsa o toplum helak olmaya yüz tutmuş demektir. Her gün gündeme yeni bir olay düşüyor. Ya öğrenci öğretmenleri tarafından bir puta secde ettiriliyor, ya İstanbul sözleşmesi adı altında İslam'a ve aileye savaş açılıyor, ya baş örtüsü takan bir bacımız sokak ortasında hayvandan da aşağı düşmüş batıya köle olan İslam düşmanı ahlaksız tarafından hunharca darp ediliyor, ya da üzerinde İslam'ın şiarı olan sarık ve cübbe kendi halinde metro yolculuğu yaparken bazı insan kılıklı canlılar tarafından videoya çekilip alay edilmeye çalışılıyor. Ve bunların yaşanmasıyla beraber yatağında mışıl mışıl uyuyan veya uyanık olup ses çıkarmayan bir ümmet, bir topluluk hayat sürüyor. O topluluk sensin, benim, hepimiziz. Biz ses çıkarmadıkça tepki vermedikçe bunlar bizi korkak addedcek ve gün be gün İslâm'a olan düşmanlıklarını kusmaya devam edecekler. Unutma kardeşim bu gün sahip olduğumuz şu pislikler, kötülükleri değiştirmezsek yarın aynı manzarayı bizim çocuğumuz ve torunumuz da müşahade edecek. Belki kendisi ile alay edilen, sokak ortasında darp edilen, bir put önünde secde ettirilen bizim çocuğumuz olacak." Akıncı Fikir Dergisi - Sayı 2 (Şubat 2020)