Matem-i Şems

Matem-i Şems
@Matem_i
Kabir sarayından başka istirahatgah yoktur... "İlahî ente maksudî ve rizake matlubî" "Allahım maksadım SENSİN, arzum rızan ve hoşnutluğun." Ya bakî entel bakî...
Bu beden ve madde âlemi olan dünya, her şeyi ters ve yanlış gösterir. Eşyayı yanlış görmekten, ancak şehvetten çekinmiş kişiler kurtulmuştur. (Mesnevi'den)
Din
Reklam
Fanî bir güzele meftun olmak, sonu görmemektir.
Sevgi ancak âriflere mahsustur. İrfân sonucudur. Saçma sapan şeylere kapılan nasıl olur da sevgi tahtına oturur? Şimşek çok vefasızdır. Çakar, söner. Sen gönül aynasını kirlerden temizlemediğin için, fanî olanla yani sönüp gidenle bakî olanı, ölümsüzü ayırt edemiyorsun. Şimşek çakıp söndüğü gibi, güzellerin güzelliği de çabucak geçer gider, ikisinin de vefası ve devamı yoktur. Ey kalbinde basiret bulunmayan irfansız kişi, sen o güzele güzellik veren, güzeller güzeli olan Allah'ı bırakıyorsun da, muvakkaten onun parıltısı düşmüş birini seviyorsun. Bu sebeple fanî bir güzele meftun olmak, sonu görmemekten başka bir şey değildir.
Din
Fahreddin-i Razî hazretleri buyurmuştur ki: "Allah imanı kandile benzetmiştir. Çünkü bir evde kandil yanarsa hırsız o evin çevresinde dolaşamaz. Onun gibi imanın aydınlatmış olduğu kalbe şeytan giremez. Yanan bir kandil evin içini aydınlattığı gibi, ziyası pencerelerden dışarı vurur. Böylece iman nûru da kalbi aydınlatır ve duygular vasıtasıyla bütün uzuvlara akseder. Onlarda da nûrlanma olur."
Din
En büyük hastalık, sağduyu noksanlığıdır.
En kötü hastalık, aklı iyi kullanamamak; sağduyu noksanlığıdır. Laneti gerektiren ve sahibini Allah'tan uzaklaştıran asıl hastalık da odur. (Firavun kendi aczini görmedi de "Ben sizin rabbinizim." dedi. Eğer Firavun sağduyu sahibi olsaydı, bu sözü söylemezdi. Firavun meşrepli bazı budalalar da, küçük dağları ben yarattım iddiasına kalkarlar mı idi?) Çünkü akılları tamamlamak, yani aklı yerinde kullanmak, sağduyuya dönmek mümkündür. Fakat bedende bir eksiklik varsa, onu tamamlamaya imkan yoktur. Allah'tan uzaklaşmış olan her kâfirin kâfirliği, hep akıl azlığından meydana gelir. Bedendeki eksiklikte bir kişilik bile vardır. Çünkü Kur'an'da; "Kör kişiye vebal yok."diye buyrulmuştur. *Fetih Sûresi 17. ayet. (Mesnevi'den)
Din
Mecazi Aşktan Hakiki Aşka Nasıl Ulaşılır?
Aşkta öyle bir güç vardır ki, ona karşı akıllar hayran olur. Hz. Mevlâna yine bir Mesnevî beytinde şöyle buyurur: "Âşıklık mecâz da olsa, hakîkî de olsa sonunda bize Allah'a yönelmek için kılavuzluk eder. (Mesnevî, c. I, s. 111.) Mecâzî aşka hakîkat köprüsü derler. Hakîkat tarafına ancak o köprüden geçilir. Niçin?.. Şunun içindir ki; Hakk yoluna düşen bir kişiye ayak bağı olacak bir ilişki bulunmaması gerekir. Gönlünde her hangi bir şahsa sevgisi olmayan kişi, her gördüğüne bağlanabilir. Bu sûretle onun dünyaya olan bağlılığı arttıkça artar. Fakat candan gönülden birini seven kişi, sevdiğine bağlanmakla, diğer bağlardan kurtulur. Çeşitli bağlantıları bire indirmiş olur. Elbette bir bağdan kurtulmak, bir çok bağdan kurtulmaktan kolaydır. Böyle bir bağı olan kişinin de o tek bağı, kâmil bir mürşit eliyle kolayca çözülür. Fakat şurasını unutmamalı ki; mecâzi olan ve sahibini tek bağlı haline getiren bu aşk, nefsânî ve şehvânî olmamalıdır. Çok güzel yapılmış bir insan resmini seyreden bir kimsenin, ona karşı şehvet değil, hayranlık duyduğu gibi, canlı bir güzele bağlanmış olan da, onda,sevdiğinde Allah'ın yaratma gücünü, san'atını görüp; "Allah'ım, sen ne güzel yaratıyorsun!" diye Hakk'a hayranlık duymalıdır. Hatırına şehvânî duygular gelmemelidir. Gelecek olursa, o aşka mecâzî aşk değil, hayvânî aşk denir. Böyle bağlılık hakîkate köprü olamaz. O köprüden Hakk tarafına geçilemez.
Din
Reklam