“Okuyunuz efendim, okuyunuz. Gençliğimin ihtiyarlığımdan çok neşeli ve daha güldürücü olduğunu göreceksiniz…Çünkü ben bile kendi kendime bayıla bayıla güldüm.”
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın gençlik yıllarında acemice yazdığı ilk romanıdır ‘Şık’. Kitabın önsözünde bahsedildiğine göre ilginç de bir yazılma öyküsü var. Gürpınar henüz yarısını yazdığı romanını o dönemler başında Ahmet Mithat Efendi’nin bulunduğu gazeteye yollar. Sonrasında çok acemice bir roman olduğunu düşünüp gönderdiğine pişman olsa da Ahmet Mithat Efendi romanı çok beğenir ve devamını yazması için Gürpınar’ı çağırır. Hatta bu kadar genç ve toy birinin böyle bir roman yazmasına da ziyadesiyle şaşırmıştır. Ahmet Mithat’ın keşfi ile Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın adı edebiyat camiası tarafından böylece duyulmuş olur.
Romanda ise yazarımız Şatırzade Şöhret Bey karakteri üzerinden, dönemin batılılaşma özentisindeki gülünçlükleri anlatmaktadır. Şöhret Bey gerek kıyafetleri, gerek yüzüne sürdüğü pudralar, gerek hal ve tavırları ile çevresi tarafından Şık olarak adlandırılan batı özentisindeki süslü bir adam. Dış görünüşü kadar, hiçbir işte dikiş tutturamaması, edebi konulardaki bilgisizliği ve şaşkınlığı ile de dikkat çekmektedir.
Okurken bol bol gülümseten, yok artık dedirten ve bir o kadar da düşündüren bir eser yazmış Gürpınar.
Kitapla kalın
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20225,9bin okunma
Samet Ağaoğlu Nahit için ‘Rönesans gibi kadın’ demiş.
Cahit Külebi’yse Nahit’e ‘Koruyucu meleğimiz’ diyormuş.
Beni en çok etkileyen Cemal Süreyya’nın tanımı oldu: ‘Cumhuriyet gibi bir kadın’
Osman Balcıgil’in kaleminden yine muhteşem bir dönem romanı. Celil’e, Suat Derviş, Afife Jale, Cahide Sonku’dan sonra şimdi de Nahit Hanım geldi kuruldu kalbimin baş köşesine.
Yeni mezun olmuş 19 yaşında birer genç kızken İstanbul’dan kalkıp öğretmenlik yapmak için Ankara’ya giden iki fedakar arkadaş, Nahit ve Nermin’in yaşadıklarını Nermin’in ağzından sunmuş bize yazar. Onlar Cumhuriyet’in ilk kadın öğretmenleri. Yıkık dökük Ankara’da genç kuşakları yetiştirmek için çabalayan, türlü zorluklara katlanan öğretmenler. Gazi Mustafa Kemal ile davetlere katılan, konuşmalar yapan, danslar eden aydın kadınlar.
Nahit’e kimler aşık olmadı, peşinden koşmadı, şiirler yazmadı ki… Sabahattin Ali, Necip Fazıl Kısakürek fakat o içlerinden Orhan Veli’yi seçti, üstelik de evli bir kadınken. Sadece bir aşk romanı sunmuyor bize Balcıgil, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, yıkık dökük olan Ankara’nın nasıl ayağa kalktığını, geliştiğini, aydınlandığını satır satır okuyoruz. Bir Ankaralı olarak, şimdiki Ankara’nın nasıl ortaya çıktığını, kimlerin ne emekler verdiğini okumak beni derinden etkiledi.
Kitapta ilk köy enstitüsü olan Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün kurulma aşamalarından da detaylıca bahsedilmiş. Sonradan öğretmen lisesine dönüşen bu okuldan mezun olan benim için ise okulumun inşa aşamalarını okumak nasıl bir duyguydu tarif edemem. Satırlar akıp giderken okulumun her bir köşe bucağı canlandı gözümde.
Her sayfasını heyecanla ve merakla okuduğum, iyi ki okumuşum dediğim, müthiş bir kitaptı benim için. Dönem kitaplarını seven her okura tavsiye ediyorum.
Kitapla kalın