Müzeyyen KUTLU

Müzeyyen KUTLU
@MathMuallime
Kerem feyzinden ümit kesme; kerim olan elbette günahları affeder, âşıkları bağışlar. ᭄ꦿ Rabb'inin hatırına sabret. ᭄ꦿ
Nefs tez­ki­ye­si ne­tî­ce­sin­de kalb, “se­lîm” hâ­le ge­lir. Kalb-i se­lîm mer­ha­le­sin­de şu üç hâl mü­şâ­he­de edi­lir: › Kim­se­yi in­cit­mez. Bu, takvâ eh­li­nin hâ­li­dir. Kalb, nef­sin şer­rin­den ko­ru­nur. Gü­zel ah­lâk te­şek­kül eder. › Kim­se­den in­cin­mez. Bu da, mu­hab­bet eh­li­nin hâ­li­dir. Fâ­nî­le­rin övgü ve yer­me­le­ri bir ehem­mi­yet ifade et­mez. Gü­neş ışı­ğı kar­şı­sın­da ay­dın­lat­ma ve ka­rart­ma­la­rın bir öne­mi ol­ma­ya­ca­ğı gi­bi. Şâ­ir bu hâ­li şöy­le ifade eder: “Ci­hân ba­ğın­da ey âşık bu­dur mak­sûd-ı ins ü cin Ne kim­se sen­den in­cin­sin ne sen bir kim­se­den in­cin.” › Dünya men­fa­atiy­le âhi­ret kazancı kar­şı kar­şı­ya ge­lin­ce, âhi­re­ti ter­cih ede­rek Allah’ın rızasını he­def­ler
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hâ­tem-i Esamm (k.s.) da şöy­le bu­yu­rur: “Muh­te­şem ko­nak­la­ra, ve­rim­li bağ ve bah­çe­le­re al­dan­ma. Cen­net­ten da­ha gü­zel bir yer yok­tur. Fa­kat Hz. Âdem’in ba­şı­na ne gel­diy­se, cen­ne­tin o son­suz gü­zel­lik­le­ri için­dey­ken gel­di. Nef­si ora­da ebe­dî kal­mak is­te­di. Ya­sak ağaca yak­laş­tı. İlâhî hikmet gereği, dünya­ya in­di­ril­mek­le ceza­lan­dı­rıl­dı. İbâ­det ve ke­râ­me­ti­nin çok­lu­ğu­na al­dan­ma. Zira sahib ol­du­ğu bun­ca ke­râ­me­te rağ­men, Al­lah Teâlâ’nın ­kendi­si­ne ism-i âza­mı öğ­ret­ti­ği Bel’am bin Ba­ura’nın ba­şı­na ge­len ha­zîn âkı­bet, ne ka­dar ib­ret­li­dir. Sen, sen ol; ilim ve amel çok­lu­ğu­na da al­dan­ma. Çün­kü on­ca ilim ve tâ­ati­ne rağ­men İblîsin ba­şı­na ne­ler gel­di, bil­mi­yor mu­sun?! Nefs ve şey­ta­nın iğ­vâ­sıy­la al­da­nan­lar­dan ol­ma! Âbid­le­rin, zâ­hid­le­rin ya­nın­da bu­lu­nu­yo­rum di­ye de ken­di­ne gü­ven­me. Zira ku­ru ku­ru­ya bir beraber­lik fay­da­sız­dır. Sâ­le­be, Pey­gam­berimiz (s.a.s.)’in soh­be­tin­de duy­gu­suz­ca bu­lun­du­ğun­dan fe­cî bir âkı­be­te uğ­ra­dı. Bir pey­gam­ber çocuğu ol­ma­sı­na rağ­men Hz. Nûh’un oğ­lu, ba­ba­sı­nın davetin­e karşı ken­di­si­ni ihtiyaçsız gör­mek gi­bi bir bed­baht­lı­ğa sürüklendi. Ara­la­rın­da­ki kan ba­ğı bile ona bir fay­da sağlamadı. Ne­tî­ce­de, he­lâk edi­len­ler­den ol­du. Hz. Lût’un ka­rı­sı, kâ­fir ve fâ­sık­la­ra olan ün­si­yet ve mu­hab­be­ti se­be­biy­le ya­nı­ba­şın­da­ki hi­dâ­yet nû­run­dan na­sip­siz kal­dı ve gaf­let içer­isin­de küf­rün ka­ran­lık­la­rı­na dal­dı. Hü­lâ­sa; ilim, amel, mal, ev­lat ve dost gi­bi ne ka­dar da­ya­nak var­sa âhi­ret­te­ki kur­tu­lu­şun için bun­la­ra çok gü­ven­me! Bun­lar­dan nef­si­ne as­lâ pay çı­kar­ma.” Hâsılı her mü­min, sık sık nef­siy­le iç he­sap­laş­ma­ya gi­re­rek, onu
Nefs Terbiyesi
Tez­ki­ye­nin önemiyle ilgili olarak İb­râ­him Desû­kî (k.s.) şöy­le bu­yu­rur: “– Evladım! Gün­düz­le­ri­ni oruç­la, ge­ce­le­ri­ni na­maz­la ge­çir­sen, te­miz bir iç âle­mi­ne ve Hak ile samimi bir kulluk ilişkisine sahip ol­san da, sa­kın ben­lik id­di­âsın­da bu­lun­ma! Sa­kın gu­rû­ra yenilip nef­sin kan­dır­ma­sı­na al­dan­ma. Zira ni­ce der­viş, nef­si­nin kötü arzularına ka­pı­lıp he­lâk ol­du.”
Nef­si tez­ki­ye­ye ça­lış­ıp bu uğur­da cid­dî gay­retler göstermek, önemine ve zor­lu­ğu­na bi­nâ­en “ci­hâd-ı ek­ber” kabul edil­miş­tir. Ni­te­kim Resûlullah (s.a.s.) pek zor­lu ge­çen Te­bük Gaz­ve­si’nden dö­nerken as­hâ­bı­na: “−Şimdi küçük cihâddan büyük cihâda dönüyoruz!” buyurdu. Ashâb-ı kirâm hayretler içinde: “–Yâ Rasûlallah! Hâlimiz meydanda! Bundan daha büyük cihâd var mı?” dedikle­rinde Peygamberimiz (s.a.s.): “–Şimdi büyük cihâda, nefisle cihâda dönüyoruz!” buyurdu­. (Süyûtî, Câmiu’s-Sağîr, II, 73)
Allah'ı seven insan hiç böyle yapar mı O yüce Allah varken hiç nefsine tapar mı?