Üstüne yazdığım bu cam masa senin olmalıydı. Alıp kullanmadığım kalemler, defterler, kitap ayraçları.. Bu kenarları göz kalemiyle çizilmiş bakışlar otobüslerin yanaşmadığı duraklar senin olmalıydı ..
Bir süredir kendimi hissetmiyorum. Üstümdeki aşk kalkanlarından sıyrılmış gibiyim. Ve şu kalkan, yerde ölü bir at gibi yatıyor. Bir tekme vurup atamıyorum. Belki artık bedenime bile dar gelir... Nedense en çok bir ata yakışıyor bu hüzün ...