Genç: Belki farkında değilsiniz ama çocuklar yozlaşmış şeylerle de ilgileniyor! Münasebetsiz, acayip ve çirkin şeyler. Yetişkin olarak bizim rolümüz onlara doğru yolu göstermek değil mi?
Filozof: Hayır, değil. "Sosyal duygu" kavramına ilişkin Adler şu ifadeyi kullanmayı severdi: İhtiyacımız olan şey "başkasının gözleriyle görmek, başkasının kulaklarıyla duymak ve başkasının kalbiyle hissetmek"tir.
Genç:Nasıl?
Filozof: Şu anda kendi gözlerinle görmeye çalışıyorsun. O yüzden çocukların ilgilendiği şeylere "yozlaşmış" ve "çirkin" diyorsun. Çocuklara bunlar yozlaşmış gelmiyor. Peki ne görüyorlar? Öncelikle bunu anlayarak başlamalı.
Karşındaki insanı değiştirmeye ya da manipüle etmeye çalışmamak. Herhangi bir şart koşmadan o kişiyi olduğu gibi kabul etmek. Bundan daha büyük bir saygı yoktur. Başkasından "olduğu gibi" kabul gören insanın cesaret kazanması da muhtemeldir. Saygı, cesaretlendirmenin başlangıç noktasıdır da denilebilir.
Kadın böyle hisseder çünkü bir noktada, kendi kendine, bu ilişkiyi sona erdirmek istiyorum, diye bir karar vermiş, bunu yapabilmek için neden aramıştır. Karşısındaki kişi hiç değişmemiştir. Değişmiş olan şey, kadının hedefidir. Bak, insanlar bu ruh haline girdiklerinde, başkalarında birçok kusur ve eksiklik bulabilen, çok bencil yaratıklardır.