-Spoiler içerebilir-
Sonu böyle mi olmalıydı?
Bitirdikten sonra yoğun bir hüzün ve kaygı düştü içime: sonu böyle mi olmalıydı? Düzen böyle mi işleyecekti iyiler, masumlar mı kaybedecekti hep? Gözüm doldu ve düşünmeye koyuldum. Sanırım böyle olmalıydı. Yazar vicdanımızı harekete geçirmeyi ele almıştı çünkü. Kötüler kaybetseydi kitabı kapatıp yolumuza devam edecektik çünkü. Ama şimdi vicdanım sızladı ve oturduğum yerde bir süre düşünmem gerekti.
İnsan zaman zaman kitaptaki çocuk gibi balık olmak ister. Ben de istedim, çaresiz hissettiğim zamanlarda balık olmak istedim. Balık burada bir metefor aslında. Çaresiz hissettiğimizde olağanca yüklerimizden kurtulmak ister özgürleşmek isteriz. Özgürce yüzmek belki uçmak belki koşmak isteriz. Hafiflemek, kurtulmak isteriz. Zaman zaman hepimiz balık olmak istedik. Çünkü bize de çocuk gibi ihanet edildi. Yinede hayat bir şekilde devam etti. Haksızlıklar yine yapıldı ve yine kaybettik belkide. Ama hala bir umudum var dünyada, yazarın da dediği gibi; insandaki çocuk vicdanı tohumdaki öz gibidir. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin insan öldükçe ve yaşadıkça öz var olmaya devam edecek, tohumlar baş gösterecektir. Hak ve doğruluk ker zaman olacaktır...
"Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!"