Zehra

Zehra
@Mathilda0
Zaman zaman hepimiz balık olmak istedik
Puan vermedi·168 syf.··
2025 1. kitabı
-Spoiler içerebilir- Sonu böyle mi olmalıydı? Bitirdikten sonra yoğun bir hüzün ve kaygı düştü içime: sonu böyle mi olmalıydı? Düzen böyle mi işleyecekti iyiler, masumlar mı kaybedecekti hep? Gözüm doldu ve düşünmeye koyuldum. Sanırım böyle olmalıydı. Yazar vicdanımızı harekete geçirmeyi ele almıştı çünkü. Kötüler kaybetseydi kitabı kapatıp yolumuza devam edecektik çünkü. Ama şimdi vicdanım sızladı ve oturduğum yerde bir süre düşünmem gerekti. İnsan zaman zaman kitaptaki çocuk gibi balık olmak ister. Ben de istedim, çaresiz hissettiğim zamanlarda balık olmak istedim. Balık burada bir metefor aslında. Çaresiz hissettiğimizde olağanca yüklerimizden kurtulmak ister özgürleşmek isteriz. Özgürce yüzmek belki uçmak belki koşmak isteriz. Hafiflemek, kurtulmak isteriz. Zaman zaman hepimiz balık olmak istedik. Çünkü bize de çocuk gibi ihanet edildi. Yinede hayat bir şekilde devam etti. Haksızlıklar yine yapıldı ve yine kaybettik belkide. Ama hala bir umudum var dünyada, yazarın da dediği gibi; insandaki çocuk vicdanı tohumdaki öz gibidir. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin insan öldükçe ve yaşadıkça öz var olmaya devam edecek, tohumlar baş gösterecektir. Hak ve doğruluk ker zaman olacaktır... "Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!"
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma
Reklam
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2020 23:00
İvan ilyiç... Hayatının sonsuza dek düzene soktuğu halde yaşanacağını sanıyordur. Bir düzeni vardır, normal bir yaşam. Peki ya umursamadığı küçük bir kaza bu düzeni mahvedebilir mi? Başta inkar eder her şeyi. Hırçınlaşır. Ölümü aklından bile geçirmez. Takmaz acılarını. Ama artık dayanamayacağı raddeye geldiğinde yaşamın bir gerçeğiyle karşılaşır: ölüm. Görmek istemez ama tam orada karşısındadır ölüm. Bir anlam arar. Bu mudur yaşam denilen? Oldukça düzgün bir yaşam yaşamıştır oysaki. Sorular sorar kendisine; hayat bu kadar kötü ve anlamsız mı? Bu kadar kötü ve anlamsızsa neden acı çekerek ölmeliyim? Yaşamam gerektiği gibi yaşamadım mı yoksa? Neden? Bu korku ve ıstırabın amacı ne? Sadece cevap istiyordur. Her şeyi düzgün yaptığını düşünüyorsa bu acının amacı ne? Binlerce kez umutlanır ve ardından isyanla sonuçlanır bu umutlar. Çünkü her umutlandığında karşısına çıkar ölüm. Sonuna kadar inkar eder cevap arar ivan ilyiç. Herkes yalan söylüyordur. Ve katlanamadığı en nefret ettiği şeydir yalan. Herkes iyileşeceğini haykırıyordur. Yanında olan insanlar ise; sürekli şikayetlenen karısı, koltuğuna göz dikmiş arkadaşları... Baktığında tutunacak dalı kalmamıştır esasında. Buna daha da içerlenir. Kendisine acınılmasını istiyordur ama kendisi insanların yalanlarına acır. Anılarını gözden geçirdiğinde çocukluğından başka "gerçek" mutluluğu tatmadığını görür. Her şey basitleşir gözünde, her şey katlanılamaz hale galmiştir. Kimse doğru değildir. Yüzleri yalanlarla kaplıdır. Herkesten tiksinir. Herkes sağlıklı görünür ve bunu kıskanır. İçten içe bağırır onlara siz de ölüceksiniz bir gün... Ama onların da kabullenmesi zor oalacaktır ölümü. Ölüm ona göremediği şeyleri bir bir gözlerinin önüne sermiştir. Gerisinde sakladığı gerçekler artık gözlerinin önündedir. Herkes bir gün ölür.
Edebiyat
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Karbon Kitaplar · 201861bin okunma
7/10
·56 syf.··
2020 15. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2020 22:46
SPOİLER İÇERİR Hayatındaki tek amacı dosyaları temize çekmek ve bunu şevkle yapan bir adamın hikayesi.. Akaki Akakiyeviç aslında bütün isanlığın içinde bulunun bir duygunun somutlaşmış halidir bence. Kendi halinde bu adam hiçbir şeyi umursamaz bir memurdur. İş arkadaşlarının sürekli dalga geçtiği pısırık bir adam. Hayatının dosyayı temize çekmekten ibaret olduğunu düşünen Akaki bir gün hayatın bir gerçeğini öğrenir: Paltosu Paltosu bu hayatı onun kadar umursamaz yaşayamamış ve zamanla yıpranmıştır. Akaki bu gerçeği öğrendiğinde son çare soluğu terzide bulur. Terzinin tek dediği paltonun düzeltilemeyecek derecede yıpranmış olmasıdır. Akaki'nin az buz kazandığı parayla palto alması imkansız gibi bir şeydir. Paltosu için mumundan vazgeçer, yemeğinden vazgeçer. Ayakkabısı yıpranmasın diye bozuk yollardan geçmekten vazgeçer. Ve aslında bu yoksullukta daha mutludur. Çünkü hayatta başka amaçların olduğunu öğrenir. Paltosu onun adeta eşi hayat dostu olmuştur. Paltosunu eline aldığında ise hiç tatmadığı duygular besler ona ve hatta iş arkadaşlarının davranışı bile değişir. Aniden kendine güveni gelir. Ta ki bir gün paltosu çalınana dek... Paltosunu kurtarmak için son çare mühim şahsiyete şikayette bulunur. Ama duyduğu aşağılamalar onu yerin dibine sokar. Ve bir gerçek daha öğrenir. İnsan insandan üstün olmadığı halde giyiniş ve rütbe kişiyi bir anda şeytanlaştırabilir. Paltonun özlemiyle ve hakaretlere dayanamayan Akaki ölür... Evet ölür çünkü gerçek mutluluğa alışkın olmadığı gibi gerçek mutsuzluğa da kalbi alışkın değildir. Ölür çünkü tek ve gerçek doğrusu gitmiştir... Ölür çünkü umursamaz değildir artık...
PaltoNikolay Gogol · Karbon Yayınevi · 201746,2bin okunma
10/10
·352 syf.··
2020 14. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2020 19:12
·
Sonlarına doğru içimde bir bunaltı oluşmaya başlayan bu kitapta aslında şimdiki dünyayla ne kadar yakından ilişkisi olduğunu ve içimi daraltan bu duygunun aslında gerçekleri saklamadan göz önüme serildiğinde kendimden saklamaya çalıştığım duygularım tek tek bana bir vurgun yaşattı. Şöyle bir dünya düşünün; düşüncelerinizle bile suç işlediğiniz, tek doğrunun kaçınılmaz olduğu ve bu doğruda iki kere ikinin beş ettiği bir dünya.. Bütün zevklerin yasak olduğu mesela cinselliğin sadece çocuk yapmak için normal bir işmişçesine yapılması gerektiğini söyleyen, sevginin aşkın yok edildiği bir dünya... Ve kelimelerin farklı anlamlarını düşünmeyin diye sözcüklerin olabildiğince yoksullaştırılmaya çalışıldığı bir dünya... Büyük birader her zaman sizi izlemektedir, her yerde gözü vardır. Evet bu gözler tele-ekran denilen aygıtlardır. Ve her daim gözlenmektesinizdir. Her yanlış düşünce ve davranış sonunuz olacaktır. Büyük biraderin tam olarak nasıl biri olduğunu bilmeseniz de tek ve mutlak doğru odur. Peki ya bir insana nasıl körü körüne inanılabilir? Bunun için işte şu üçleme gereklidir; bağnazlık, cahillik ve yobazlık. Ve bu inanışlardan tek vazgeçiş düşünmektir. Ama düşünenlerin buharlaştırıldığı bir yerde özgürce fikirlerin boy gösteremediği bir yerde bu nasıl mümkün olabilir? İşte bize dayatılan da budur. Bizleri otomat toplumu haline getirmektir amaç. Hangi tuşa basarlarsa onu yerine getirmemizdir amaç... Daha söyleyecek çok şey var. Ama gözlerimi kapatıp biraz düşünmeye ihtiyacım var. Sonradan üzerine ekleyeceğim çok şey var. Ama şimdilik bu kadar. Düşüncelerinizle kalın esen kalın...
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma