Ama Adler kişinin partnerini kısıtlamasını kabul etmez. Kişi mutlu görünüyorsa, insan bu durumdan gönülden mutluluk duyabilir. Bu, aşktır. İnsanların birbirlerini kısıtladıkları ilişkiler, eninde sonunda bozulur.
İnsan, bu kişiyle ne zaman vakit geçirsem, özgürce davranabiliyorum, diye düşünebildiğinde, gerçekten aşk hissedilebilir. Kişi aşağılık duygusuna veya üstünlüğünü gösterme ihtiyacına kapılmadan, sakin ve son derece doğal bir ruh hali içinde olabilir. Gerçek aşk böyledir. Öte yandan, kısıtlama kişinin partnerini kontrol etmeye kalkışma zihniyetinin bir dışavurumudur; ayrıca, bir güvensizlik hissi üzerine kurulu bir fikirdir. Sana güvenmeyen bir kişiyle aynı yerde bulunmak, insanın tahammül edebileceği doğal bir durum değildir, öyle değil mi? Adler'in dediği gibi "iki kişi iyi anlaşarak yaşamak istiyorsa, birbirlerine eşit kişilikler gibi davranmalıdır."