Fidan

Fakat kimi zaman hislerimize göre yaşayamayız… Zira bunu yaptığımızda genelde sonuçları hiç iyi olmaz. Bizim için tek güvenli pusula doğru olanı yapmaktır.
Reklam
Senden, seni kıskandığım için nefret ediyordum. Ah, bazen kıskançlıktan deliriyordum. Senin çok güzel bir yuvan, aşkın, mutluluğun, harika hayallerin, yani benim istediğim ama asla sahip olamadığım ve olamayacağım her şeyin vardı. Ah, asla sahip olamayacağım… Bu canımı yakıyordu. Eğer hayata dair ufacık bir umudum olsa seni asla kıskanmazdım. Ama yoktu… Yoktu… Ve bu bana hiç âdil gelmiyordu. Bu, isyan etmeme sebep oldu ve canımı yaktı. O yüzden ben de bazen senden nefret ettim. Oysa bundan çok utanıyordum… Şu anda da utançtan ölüyorum…
Hatta şeker otu hiç gördü mü, onu bile bilmiyorum. Ama kokusu bana annemin kokusunu hatırlatır… Çok ferah bir koku değildir, anlarsın işte… Baharatlı, buruk ama güven veren bir kokudur. Tıpkı anne gibi.
Bizi inciten şeyler yaşadıkça diğer insanlardan uzaklaşıp içimize kapanırız.
“Benim de içimde böyle bir his var,” diye itiraf etti Kaptan Jim. “Sanırım karanlık bize yakın bir dost gibi geliyor. Ama aydınlatınca onu kendimizden uzaklaştırıyoruz… Kısacası fener ışığıyla karanlıkla aramıza mesafe koymuş oluyoruz. O zaman da karanlık düşmanımız oluyor.”
Reklam