"İyi ki bilmiyor kalabalıklar
Yağmura bakmayı cam arkasından,
İnsandan insana şükür ki fark var;
-Birine cennetse, birine zindan-
İyi ki bilmiyor kalabalıklar."
"Ben geldim geleli açmadı gökler;
Ya ben bulutları anlamıyorum,
Ya bulutlar benden bir şeyler bekler.
Hayat bir ölümdür, aşk bir uçurum...
Ben geldim geleli açmadı gökler."
Spoiler barındırabilir!
Efruz Bey, Meşrutiyet döneminde Kanun-i Esasi'nin yürürlüğe girdiği dönemde "Hürriyet" lafzıyla halkı galeyana getiren, galeyana gelen halkı görünce yalanın, palavranın bin türlüsünü sergileyen, söylediklerine inanmayan ya da sorgulayan olduğunda idamla tehdit eden, bununla da yetinmeyip söylediği yalanlara kendini de inandıran ama bunu yaparken de ayakları asla yere basmayan, uçan bir karakter. Hayır hayır teşbih ya da mübalağa değil buradaki, uçuyor gerçekten kahramanımız! Üstelik ahalinin başları üzerinde yürüyerek!
Öyle yüksekten atıyor ki bazen, hani şu hepinizin bildiği "Neşeli Günler" filminin "Atma Ziya" sahnesi beliriyor zihninizde istemsizce.
Hikayenin genel akışı Hürriyet üzerine ve bu serüven boyunca Efruz Bey'de Hürriyet'in etinden, sütünden, derisinden faydalanıyor deyim yerindeyse, e tabi o da bir yere kadar.
Efruz BeyÖmer Seyfettin · Anadolu Üniversitesi Yayınları · 20182,015 okunma