"Her şey durgun, her şey çirkin bir yalınlık içindeydi. Sanki bütün bu insanlar çoktandır bu havaya alışkındılar, yadırgamıyorlardı artık. Kimileri rahat rahat oturuyorlardı.
"Onur kırıcı bir şey bu, ama gerçek şu ki insandan çekinmeli, insandan korkmaklı, dahası... İnsandan nefret etmeli! İnsan ne yapacağını şaşırır kalır. Yalnızca sevmek ister, ama ne mümkün! Vahşi bir hayvan gibi üzerine saldıranı , seni can saymayanı, insanın yüzünü yumruklayanı nasıl bağışlarsın? Olanaksız.
"Kimi zaman içimde... olağanüstü bir canlılık duyuyorum!.. Bana öyle geliyor ki, nereye gidilse, arkadaş bulunur, ve hepsi ayrı ateşle yanıp tutuşurlar, hepsi şen, hepsi iyi yürekli, hepsi karşısındakine yararlı olmak için çırpınır... Birbirleriyle konuşmadan anlaşırlar... Uyum içinde, dostluk içinde yaşarlar, her yürek kendi şarkısını söyler. Bütün bu şarkılar dereler gibi akar, bir tek ırmağa dökülür, ve ırmak, geniş ve özgür ırmak, denize dek akar gider. Bu deniz, yepyeni bir yaşamın pırıl pırıl mutluluğunu taşır."