Sevgi, sevinç ve huzur Var'lığın derin halleridir, ya da daha doğrusu, Var'lığa
içsel bağlılık halinin üç veçhesidir. Böyle olduklarından, onların bir karşıtı, zıddı
yoktur. Çünkü onlar zihnin ötesinden kaynaklanırlar. Öte yandan, duygular,
dualistik zihnin bir parçası olduklarından, zıtlar yasasına tâbidirler. Bu basitçe,
sizin kötü olmadan iyiye sahip olamayacağınız anlamına gelir. Böylece,
aydınlanmamış, zihinle-özdeşleşme halinde, bazen yanlış bir biçimde sevinç
olarak adlandırılan şey, çoğu kez, sürekli değişen acı/haz döngüsünün kısa-süren
haz bölümüdür. Haz daima sizin dışınızdaki bir şeyden alınır, oysa sevinç
içinizden yükselir. Bugün size haz veren bir şey yarın acı verebilir, ya da o gider
ve yokluğu size acı verir. Ve çoğunlukla sevgi olarak görülen şey bir süre haz ve
heyecan verici olabilir, ama o bağımlılık yaratıcı bir tutunma, bir anda zıddına
dönüşebilecek bir aşırı muhtaçlık halidir. Böylece birçok "sevgi" ilişkisi,
başlangıçtaki esrime hali geçtikten sonra,
"sevgi" ile nefret, çekim ile saldırı
arasında gider gelir.
Gerçek sevgi size ıstırap vermez. Bunu nasıl yapabilir ki? O birden nefrete
dönüşmez, gerçek sevinç de acıya dönüşmez. Daha önce de söylediğim gibi, siz
aydınlanmadan önce -kendinizi zihninizin esaretinden kurtarmadan önce- de kısa
süren gerçek bir sevinç, gerçek sevgi ya da -bir yanda kendinizi çok canlı
hissederken- derin bir iç huzuru yaşayabilirsiniz. Bunlar sizin gerçek doğanızın çoğunlukla zihin tarafından örtülüp saklanan veçheleridir.