Alışkanlık haline getirmeli, bir şey vermeli; selam vermeli, yol vermeli, sadaka vermeli, güler yüz vermeli... Birinin gönlüne bir sürur, bir neşe kondurduğun zaman ondan fazla sen mutlu olacaksın, emin ol. Verdiğin şeye senin ihtiyacın daha fazla. Aslında sen kazanıyorsun verince. Ama ilk anda öyle hissedilmiyor işte, imtihan da orasında zaten.
Uyku ölüme benzediği için tatlıdır. Ruh bedenden biraz ayrılıyor ya, o bakımdan... Tamamen ayrılınca gör sen lezzeti... Lezzet ruhun bedenden tamamen ayrılmasında.
Yani insan kendini bedenden ibaret zannedince, böyle tellaki edince; onu doyurmak, onu beslemek, onunla ilgilenmek, onu süslemek... Aman aman, bitmez tükenmez bir meşgale ve sonu yok. E bal gibi biliyor ki sonunda toprak olacak, yani boşa çalışıyor. Elbette bunalıma girer elbette.