Cinsel rolün temelden öğrenildiği vurgulamak gerekir. Bize hangi roller öğretiliyorsa, onları öğreniriz. Hepimizde erkeklik hormonu androjen ile kadınlık hormonu östrojenin birleşimi bulunduğundan, biyolojik açıdan karşı cinsle psikolojik duvarlarla ördüğümüz cinsel kimliğimizin izin verdiğinden çok daha fazla ortak yanımız vardır aslında. Bir anlamda, cinsel açıdan birbirimize taban tabana zıt değiliz. “karşı cins” terimi kadar yanlış bir deyim olamaz.
Eskimoların, “kar”ı, gemicilerin de çeşitli rüzgarları anlatmak için ne kadar çeşitli sözcükler kullandıklarını bir düşünsenize... Oysa, eski Mısırlıların aşk şiirleri, bugün aşk için düşündüklerimizi ve hissettiklerimizi hâlâ aynı birkaç kelimeyle tıpatıp dile getiriyor. Aşk konusunda ne düşünmüşsek, yüzyıllar önce nasıl sevmişsek bugün de bunu aynı ilkel, kaba ve totaliter biçimde sürdürüyoruz. Aşkın evriminde duraksama olmuş bir yerlerde, bir zamanda kendi içimizde... Amerikalı yazar Saul Bellow’un dediği gibi, “Radyasyondan çok birbirlerinin kalplerini kırmaktan ölüyor insanlar.”
Çocuksuz mutlu olamayan kişi, çocukla da mutlu olamaz. Bir başka insanın sırtından mutluluk talep etmeye hakımız yok. Mutluluk her yerdedir. Ancak her yerde mutluğu bulan kişi bir çocukla da mutlu olabilir.