Öncellikle kitap için yazarıma teşekkür ederim (: yeni bir yazar olmasına rağmen kitabın dili ve içeriği gayet başarılıydı, konuyu ele alış biçimi, işleyişi konudan kopmaması. Gelelim konusuna;
Kedisini kaybeden bir kadının hayatını tüm detayları ile ele alıyor. Ayrıca iş hayatındaki dedikodu kültürü olsun dönen olaylar olsun hepsini birbir anlatıyor. İş yerindeki bölüm şefi Naci olsun şakir olsun zilli Türkan olsun bunların hepsini aslında hayatlarımızda sık sık görüyoruz kitabın hayattan kesintilerini rahatlıkla görebilir ve okuyabiliriz ve tıpkı bir parçasıymışız gibi hissedebiliriz. Ve şuna değinmek istiyorum - kitapta gözlerimin dolduğu ve beğendiğim yere-
Aegina ve mavi fuları...
Aegina ve seyyah'ın tanışmaları üzerine seyyah'ın her gün neden aynı saatte ayni yerde tepede mavi fularıyla oturmasını sormasıyla başlar her şey.Babaları arkadaş olup savaşa gidince hector'un babası şehit olur gelenekler gereği Aegina'nın babası onu yanlarına alır ve büyütür tıpkı çocuğu gibi. Hector ve Aegina her yere beraber gider ayrilmazlardi, okulda bile ona karışanı hector döverdi. Hector her gün Aegina'nın şapkasını çalıp kaçardı Aegina da ona niye böyle yaptığını sorar o da "saçlarının güzelliğini kapatıyorsun der,"-ayyy ne de güzel bir cümle- başka gün saçların tararken tarağı alıp koşması ve Aegina'nın yere düşmesiyle bir daha beraber gitmezler okula ayrı ayrı giderler ama hector onu korumak için arkasından giderdi gizlice,bir gün üç çocuk yolunu keser Aegina'nın ,hector onu kurtarır o ara barışıp beraber döndüler eve. Evlenme çağları gelmişti artık birbirlerini seviyorlardı babasının vereceğinden şüphesi yoktu Aegina'nın ama hector onların yanında olduğu için kendini kanıtlamak istiyordu,bir gün bir gemi gelir ve ismini yazdırır gelip gelmeyecegi belli değildir bu yüzden