Yıkayıp temizleme hastalığına kadınlarda alabildiğine sık rastlanır. Böyle davrananların tümü de kadınlık rolünü, üstlenmeye karşı koyanlardır; ilgili davranışlarıyla kendilerini bir tür mükemmelliğe kavuşmuş görür, her gün kendileri gibi sık sık temizliğe başvurmayan kadınlara tepeden bakarlar. Temizliğe yönelik bütün bu çabaların bilinçaltında yatan nedeni, evin canını cehenneme yollama isteğidir.
Erkek çocuğu zamanla öyle karakter özellikleri kazanır ki, bunlar için gerekli modelleri yalnızca büyüklerde, özellikle babasını da ele geçirir. Nereye bakılsa, yapay yoldan üretilen bu büyüklük hezeyanının izlerini görmek mümkündür. Erkek çocuğu, daha erken dönemde yanlış bir davranış izleyerek aşırı ölçüde güç ve ayrıcalığa kavuşmaya itilir. Bunlar kendisi için erkeklik anlamını taşır .Böyle bir erkeklik de, olumsuz koşullarda, herkesçe bilinen kabalık ve zorbalılığa dönüşür.
Zorlu bir savaşımın sonundadır ki anne hukukundan baba hukukuna geçilmiştir. Böyle bir savaşımın da gerçekleşmesi, doğanın kendisine verdiğini ileri sürmekten hoşlandığı ayrıcalıklara erkeğin hiç de baştan beri sahip olmadığını, bunları ele geçirebilmek için savaşmak zorunda kaldığını ortaya koymaktadır. İlgili savaştan erkeğin zaferle çıkması, kadının boyunduruk altına alınması anlamını taşımıştır; söz konusu amaç uğurğunda çıkarılan yasalar, bunun doğruluğunu inandırıcı biçimde kanıtlamaktadır.
Demek oluyor ki, erkeğin toplumdaki egemen durumu hiç de doğadan kaynaklanmamaktadır.
Erkeğin toplumdaki egemen konumunun tarihsel kökeni konusunda şunu belirtelim ki, söz konusu egemenlik doğal bir hak gibi kendini açığa vurmuş değildir. Erkeğin egemenliğini güvence altına almak için yığınla yasanın çıkarılmasının gerekmesi bir kez bunu kanıtlamaktadır.