Ne Marrx ne de Freud nedensel belirlenimin geri çevrilemezliğine inanma anlamında belirlenimcidir. İkisi de bir kez başlayan bir çizginin değiştirilme imkanına inanıyordu. İkisi de değişim imkanının insanı arkasından iten güçlerin farkında olmak kapasitesinde böylece deyim yerindeyse özgürlüğünü yeniden kazanmasını sağlayan kapasitede köklendiğini gördü….
Her ikisi de insanın sebep-sonuç yasalarıyla belirlendiğini, fakat aynı zamanda farkındalık ve doğru eylemle bir özgürlük alanı yarat bildiğini ve onu genişletebildiğini öne sürdü. Optimum özgürlük kazanmak ve kendisini zorunluluğun zincirlerinden ayırmak onun elindeydi. Freud için bilinç dışıının farkındalığı,Marx için sosyo ekonomik güçlerin ve sınıf çıkarlarının farkındalığı özgürlüğün koşullarıdır; her ikisi için farkındalıklığa ek olarak faal bir irade ve mücadele özgürlüğün zorunlu koşullarıydı.,
Maddi ve manevi Yoksulluk içinde yetişmiş, sevgi deneyimi yaşamamış ya da herhangi birine yakınlık duymamış, bedeni yıllarca bağımlı olduğu alkolle yıpranmış, koşullarını değiştirme imkanı olmayan bir insan insanın gerçekten seçme “özgürlüğü”ne sahip olduğu iddia edilebilir mi?
İnsan ne iyi ne de kötüdür. Eğer sadece potansiyel olarak insanın iyiliğine inanılırsa, olguların umut verici bir tutumla tahrif edilmesi zorunlu olacak ya da acı verici bir hayal kırıklığı oluşacaktır. Eğer öteki aşırı uca inanılırsa, sinik bir tutum alınacak ya da başkalarında ve kişinin kendisinde iyiye yönelik pek çok imkan görülmeyecektir. Gerçekçi bir bakış her iki olasılığı da gerçek potansiyeller olarak görür ve onlardan birini geliştirecek koşulları araştırır.
Bütünüyle “kötü” ve bütünüyle “iyi” artık bir seçenek değildir. Neredeyse herkes ilkel yönelime gerleyebilir ya da kendi kişiliğinde açığa çıkmamış ilerlemeye doğru tam bir gelişme gösterebilir.