Hastanın etki altına alınabilmesi bulgularımızın nesnel güvenliliğini kuşkulu duruma sokma tehlikesini içerecektir. Tedaviye yararı dokunan şey, araştırmalara zarar verir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Psikanalizm bize kazandırdığı bilgilerin ışığında ipnotik telkinle psikanalitik telkin arasındaki ayrımı şöyle tanımlayabiliriz: ipnotik tedavi, hastanın ruh yaşamındaki bir olayı üstünü örtmeye, ve bir badana çekip üzerini kapamaya, analitik tedavi ise içindeki yaşantıyı açığa çıkarıp, ruh yaşamından uzaklaştırmaya çalışır. İpnotik tedavi kozmetik, analitik tedavi ise cerrahi bir girişime benzer. Birincisi semptomları ortadan kaldırmadan telden yararlanır, dolayısıyla bastırmaları daha da pekiştirir, Öte yandan, semptom oluşumuna yol açmış bütün koşulları hiç değiştirmeden olduğu gibi bırakır yerinde. Analitik tedavi ise hastalığın kökenine iner, semptomların kaynaklandığı çatışmaların üzerine yürür ve telkin’den yararlanarak bunların yol açacağı sonuçları değiştirmeye çalışır. İpnotik tedavi, hastayı eli kolu bağlı durumda tutar, hastada hiçbir değişikliğe başvurmaz; dolayısıyla yeniden hastalanmasına yol açacak bir neden karşısında onu savunmasız durumda bırakır. Analitik tedavi ise gerek doktoru, gerek hastayı ağır bir çalışmayı birlikte sürdürmekle yükümlü kılar, böyle bir çalışmayla hastanın içindeki dirençler saf dışı bırakılır. Söz konusu dirençlerin yok edilmesi ile hastanın ruh yaşamı kalıcı bir değişikliğe uğrar, İSKİsinden daha üst düzeyde bir gelişim aşamasına çıkartılır, dolayısıyla yeniden hastalanma olasılığına karşı hasta korunur. İçteki dirençlerin giderilmesi analitik tedavinin başlıca görevini oluşturur.
Bir hastada uygulanabiliyor bir başkasında uygulanamıyordu; bir hastada aynı yöntemle pek çok, bir başkasında çok az bir ilerleme sağlanabiliyor, nedeni konusunda da asla bir şey bilinmiyordu. Yöntemdeki bu kararsızlıktan daha kötüsü, elde edilen başarılı sonuçların kısa süre sonra ortadan silinip gitmesiydi. Aradan bir zaman geçip de hastadan haber alınacak olsa, eski hastalığının yeniden nüksettiği ya da aynı hastalığın yerini bir başkasının aldığı öğreniliyordu.
Eski bir hekim sözüne göre, ideal bir tedavinin çabuk gerçekleşmesi, güvenilir olması ve hastaya zahmet vermemesi gerekiyorsa Breuer’in yöntemi bu koşullardan ikisini kuşkusuz yerine getirmekteydi.
Bu yöntem onunla (ipnozla) çalışan doktor için sonunda monotonlığa dönüşen bir tedavi şekliydi; ….. yapılan bir çeşit amelelikti., bilimsel bir çalışma denemezdi buna, adeta büyücülüktü sihirbazlıktı hokkabazlıktıtı; ama böyle olması, hastanın çıkarı söz konusu olduğunda bir önem taşımıyordu.