Gerçek korkunun koşulları araştırıldığında, her zaman varılacak görüş, bireyin kendi güçsüzlük ve çaresizlik bilincini -A. Adler ‘in terminolojisinde aşağılık kompleksini- çocukluk döneminden olgunluk çağına kadar taşımasının nevrozun başta gelen nedenini oluşturduğudur.
Özellikle akla gelen bütün obje ve durumlardan büyük ölçüde ürküp çekinen çocukların ileride nevroza yakalandıklarını gözden kaçırmamamız gerekir……
Korkuya yatkınlık daha önce, nevroz daha sonradır.
Doğru adam kiminle oturmaz, adalete yardım etmek için?
Hangi ilaç çok acıdır , ölen adam için?
Hangi alçaklığa katlanmamalısın, alçaklığı yok etmek için?
En sonunda dünyayı değiştirebileceksen,
nedir seni çok iyi yapabilecek olan bunun için?
Sen kimsin?
Çirkefe bat,
kasaba sarıl
ama dünyayı değiştir; buna ihtiyacı var!
Brecht
Bir kadının cinsellik konusunda ne kadar ateşli, cinsel duyuma ne kadar düşkünse, kocasının iktidarsızlığına ya da coitus interruptus’ a (cinsel eylemin yarıda kesilmesi) korku belirtileri ile tepki göstereceği o kadar kesindir; oysa erkekte var olabilecek böyle bir özellik, cinsellik bakımından soğuk ya da libidoları güçsüz kadınlarda çok daha önemsiz bir rol oynar.