Psikanalizin cinsel nitelik taşımayan içgüdüsel güçlerin de varlığını hiç unuttuğu olmamış, cinsel içgüdülerle bensel içgüdülerin birbirinden kesin çizgilerle ayrımını kendisine temel edinmiş her türlü itirazı göğüsleyerek nevrozların cinsellikten doğup çıkmadığını, cinsellikle ben arasındaki çatışmadan kaynaklandığını savunmuştur. ….
nevrozlar konusunda bilgi edinmeye aktarım nevrozlarının hepsinden elverişli olmasından, ayrıca başkalarının savsakladığı bir şeyi inceleyip araştırmak kendisine kaldığından ilk planda cinsel içgüdüler üzerinde durmak psikanalizin yazgısı olmuştur.
“Hukuk sisteminin adalete hizmet ettiği” doğru bilinen yanlışlardandır, bir illüzyondur. Hukuk, ilkin mülkiyeti korumak amaçlı ortaya çıkartılmış, ilerleyen süreçlerde egemen gücün her türlü çıkarlarını korumak, arkalarını toplamak, pisliklerini temizlemeye kadar misyonunu genişletmiş bir aygıt bir araçtır. “Hukuk yok hukuk öldü” tabirleri de bu bakımdan saçmadır anlamsızdır. Hukuk ölmez, onu elinde tutanın isteği amacı yönünde değişir dönüşür sadece. Güçlü egemen olan ne yapıyorsa bu hukuktur, siz buna karşı ne yaparsanız işte ona hukuka aykırılık denir.
Ee böyle bir düzende görüyoruz ki, suçlular, hırt zırt keko meko…diye sistemin ırkçılık yaparak dışlayıp ötekileştirip fişlediği insanlar değil.
Vali çocuğu, emniyet müdürü çocuğu, general çocuğu, bakan çocuğu, hakim savcı çocuğu, milletvekili çocuğu , belediye başkanı çocuğu, Kızılay genel başkan çocuğu….gibi
sırtı sıvazlanan makam mevki çocukları çokluk. Niye !?
Çünkü arkalarında koltuk sahibi babaları, dağ gibi de hukukları var .
Evet daha önce size tek bir açıklamada bulunmuş, insanların libido gereksinimlerini doyuma kavuşturma olanağının ellerinden alınması, yani engellenme (frustrasyon) durumunda nevroza yakalandıklarını, esirgenmiş doyumun yerini semptomların aldığını belirtmiştim. Kuşkusuz bu demek değildir ki libidonun doyuma kavuşturulmasının karşısına çıkarılan her engel kişiyi nevrozlu yapacaktır ; bununla dile getirilmek istenen yalnızca araştırılan bütün nevroz vaklarında böyle bir engellemeyle yüz yüze geliniyor olmasıdır.
Bastırmanın yer almadığı libido regresyonu asla bir nevroza değil, bir sapıklığa yol açar. Buradan görüyorsunuz ki, bastırma öncelikle nevroza özgüdür, onun en başta gelen belirleyici özelliğidir.