GÜNEŞŞŞ

GÜNEŞŞŞ
@Mavima
Çözümlenmemiş çatışmalarla yaşamak öncelikle müthiş bir enerji israfıdır; yalnızca bu çatışmalar değil, bunları yok etmek için başvurulan tüm o aldatıcı girişimlerin kendisi de korkunç bir enerji sarfiyatına yol açar.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Korku
Tüm bu korkular çözümlenmemiş çatışmaların sonucudur. Bununla beraber nihayetinde bütünleşmenin yolu kişinin kendini bu korkulara maruz birakmasından geçtiği için bunlar aynı zamanda kişinin kendi ile yüzleşmesine karşı bir engel de teşkil eder. Deyim yerindeyse, kişinin selamete erebilmesi için önce geçmesi gereken araf gibidir.
Dikkate alınmama korkusunun çeşitli kaynaklarının farkına varırsak bu korkuya bırakalım yok etmeyi, hafifletmenin bile kolay bir iş olmadığını görebiliriz. Tüm nevrozu yok etmek ne denli mümkünse, bu korkuyu ortadan kaldırmak da o derece olanaklıdır. Genel anlamda bu korku kişinin diğerlerinden uzaklaşmasına ve onlara karşı düşmanca davranmasına neden olur. Ne var ki, daha da önemlisi şudur: bu korkudan muzdarip olan kişiyi kısıtlama engelleme gücüne sahiptir. Diğerlerinden herhangi bir beklenti içinde olmaya ya da kendilerine büyük hedefler koymaya cesaret etmezler. Herhangi bir açıdan kendilerinden üstün görünen kişilere yaklaşmaya cesaret etmezler, gerçek bir katkıları olacaksa bile herhangi bir fikir belirtmeye kalkışmalar; yaratıcı olsalar bile bu becerilerini kullanmaya yeltenmezler; kendilerini çekici kılmaya diğerlerini etkilemeye ve daha iyi bir pozisyon edinmeye kalkışmazlar. Bunlardan birine kalkıştılarında alay edebilme olasılıkları onları geride tutar; ağır başlı ve ihtiyatlı davranırlar.
diğerlerine duyduğu ihtiyaç ve onlardan duyduğu korku, yalnızca onlardan ürkmesine değil aynı zamanda onları daha da vazgeçilmez addetmeesine neden olur. Böylece kişinin ağırlık merkezi giderek kendisinden diğerlerine doğru kaymaya başlar ve kendisine ait olması gereken öncelikleri başkalarına verir. Bunun sonucunda başkalarının kendisi hakkındaki değerlendirmeleri gereğinden fazla önem kazanırken, kendini nasıl değerlendirdiği giderek önemsizleşir. Bu da diğerlerinin fikirlerinin fazlasıyla önemli hale gelmesine neden olur.
Dikkate alınmama, aşağlanma ve alaya alınma korkusu. Yapının sallantılı niteliği, dengenin bozulacağı korkusunun kaynağıdır ve bilinç dışı sahtekârlık da ifşa olma korkusuna yol açıyordur.; aşağlanma ise zedelenmiş bir özsaygının sonucudur.