Bilirsiniz yetim çocukların ortak kaderidir; ben de orada burada herkesin kendince terbiye ettiği yetim bir çocuktum ve öyle bir ortamda dedemin vermek istediği terbiyeden nasipsiz kaldım. Sonuçta kendi vicdanımda eğri ile doğru arasında gidip geldim. Namaz kıldığı halde kalp kıran, oruç tuttuğu halde başkasının hakkında gözü olan, yemeğe başlayınca besmele çekip şükretmeyi unutan biriydim. Büyüdükçe hırslarım, tamahlarım da büyüyordu ve bunların içinde asla kanaatkâr bir hayat yoktu. Bu sebepten ne iş olsa çalışıyordum fakat gözüm hep daha fazlasındaydı.
Bir haldi yaşamak, halden hale geçtiğimiz su gibi, bulutlar gibi ve dahi dünya gibi halden hale geçmekti. Öyle ya duran her şey bozulur, çürür, kokar. İnsan da daima halden hale girer bilinçli bilinçsiz, uyurken bile sağa sola döner, gözü kapalı olsa da kulağı duyar, bir güler bir ağlar.
Hani velilerden bir veli Bağdat Çarşı’sında dolaşırken, bir adamın kurum kurum gezindiğini görür de merak edip sorar:
Kimdir bu kimse ki kibrinden yeryüzünü esir etmiş kendine?' Cevap verirler sultanın kölesidir diye. Veli, 'Öyle mi?' der.
Başlar onun gibi, belki daha ziyade kurum kurum gezinmeye.
Öyle ya demiş sonra 'bu sultan da olsa nihayetinde bir kul, bu adam kula köle olduğu ile övünüyorsa ben de âlemlerin sultanı olan Allah'ın kuluyum. Bu iş için kibirlenmek icap ediyorsa, bu kibre ben daha layığım!' Kibri bile Allah için yapmak, ancak Allah'in has kullarına mahsus ince bir iş. Peki ya biz bu ince işin neresindeyiz?"
Hani velilerden bir veli Bağdat Çarşı’sında dolaşırken, bir adamın kurum kurum gezindiğini görür de merak edip sorar:
Kimdir bu kimse ki kibrinden yeryüzünü esir etmiş kendine?' Cevap verirler sultanın kölesidir diye. Veli, 'Öyle mi?' der.
Başlar onun gibi, belki daha ziyade kurum kurum gezinmeye.
Öyle ya demiş sonra 'bu sultan da olsa nihayetinde bir kul, bu adam kula köle olduğu ile övünüyorsa ben de âlemlerin sultanı olan Allah'ın kuluyum. Bu iş için kibirlenmek icap ediyorsa, bu kibre ben daha layığım!' Kibri bile Allah için yapmak, ancak Allah'in has kullarına mahsus ince bir iş. Peki ya biz bu ince işin neresindeyiz?"