Kadın- erkek arasında, daha önceki toplumsal durumlardan bize miras kalmış bulunan eşitsizlik, hiçbir zaman, kadının ekonomik baskı altında oluşunun nedeni değil, sonucudur.
Karı-koca evliliği, büyük bir tarihsel ilerlemedir; ama aynı zamanda, kölelik ve özel mülkiyetin yanısıra, günümüze kadar uzanan ve bazılarının gönenç ve gelişmesi, bazılarının da acı ve gerilemesiyle elde edildiğine göre, o her ilerlemenin aynı zamanda görece bir gerileme olduğu çağı açar.
Tarihte ortaya çıkan ilk sınıf çatışması, erkekle kadın arasındaki uzlaşmaz zıtlığın karı-koca evliliği içindeki gelişmesiyle; ve ilk sınıf baskısı da dişi cinsin erkek cins tarafından baskı altına alınmasıyla gerçekleşmiştir.
Marx’ın yazmış olduğu gibi mitolojideki tanrıçaların rolü; kadınların daha özgür, daha saygıdeğer bir duruma sahip bulundukları daha eski bir çağın habercisidir.
Westermarck, şu görüşten hareket ediyor: “ kuralların yokluğu, bireysel eğilimler üzerindeki baskının yokluğu demektir. “ öyle ki, “fuhuş, bu durumun en doğal ilişki biçimidir.”