İnsanları mutluluğa götürebilecek pek çok yol vardır, ama insanı mutluluğa götüreceği kesin olan hiçbir yol yoktur. Din bile vaadini yerine getiremez. Mümin "takdiri ilahi"den bahsetmek zorunda kaldığında, acı karşısında kendisine son avuntu olanağı ve haz kaynağı olarak yalnızca koşulsuz boyun eğmenin kalmış olduğunu itiraf etmiş olur.
Yapımız icabı yalnızca karşıtlıklardan yoğun bir zevk alabiliriz, sürekli durumlardan aldığımız zevk ise pek azdır. Böylelikle mutluluk olanaklarımız zaten bünyemizle sınırlanmış olur.
Kaderleri insana yardım etmek olmadığı sürece, hayvanların yaşamındaki bir amaçtan bahsedilmez. Ama bu bile tutarlı bir görüş değildir, çünkü insanın hayvanların pek çoğuyla -betimleme, sınıflama, inceleme dışında- yapacak bir şeyi yoktur, ayrıca sayısız hayvan türü de insanların gözüne görünmeden yaşamlarını tamamlayıp yeryüzünden silinerek böylesi bir kullanımdan uzak kalmıştır. Yaşamın amacı sorusuna yanıt verebilecek olan yine yalnızca dindir. Yaşamın amacı fikrinin din ile doğrudan bağlı olduğuna hükmetmekten başka çıkar yol yok gibidir.
İnsan yaşamının amacının ne olduğu sorusu sayısız kere sorulmuştur; ancak şimdiye dek tatmin edici bir yanıt bulunamamıştır, belki de bulunması olası değildir. Bu soruyu soranların bazıları, bir amacının olmadığı ortaya çıkacak
olursa, yaşamın kendi gözlerinde tüm değerini yitireceğini de eklemişlerdir.