GÖRÜLMEMİŞ RÜYALAR 4
Odamda –o, 9 m²’lik gezegende, rafların tıkabasa her yanı çevirdiği, aralarına bir kağıt sığacak boşluk olmayan, zaman zaman kargodan gelen kolilerce kitabın aralarda eriyip, kaybolup, kendi yolculuklarına çıktığı uzamsız cumhuriyette- bu güne kadar hiç bilmediğim bir bölmeye rastlıyorum.
Rafın birinde, birkaç kitabı yerinden oynatınca, ardında beliriveriyor. Birdenbire. Hiç yoktan.
Öyle filmlere-romanlarda gibi, kitap görünümlü bir manivela ile açılan koca bir tünel değil, bilemedin bir-birbuçuk karış yükseklik ve genişlik. Uzadıkça uzayan bir tünel(cik). İçi kitap dolu.
Bunlar benim kitaplarım.
Merakla inceliyorum.
Bir kısmı, farklı zamanlarda kitaplığımda gerektiğinde arayıp da bulamadığım, günler sonra, aranmadığında, bir kenardan baş uzatıp, kıs kıs gülenler.
Birkaçı; raflarda, kitap aralarında belirli bir yeri benimsememiş, yerleşikliği sevemeyen, her zaman başka bir yer hayalleri içindeki avareler-Oğuz Atay Günlükler, Sait Faik Alemdağ’da Var Bir Yılan, Borges Alef, Sadık Hidayet Kör Baykuş-, gezentiler.
Aralarında ilk ez gördüğüm halde, bir şekilde benim olduğunu bildiğim-bilmek değil de daha çok bir sezgi bu- yaşamımda olan-olmayan bir zamanda, yer etmiş, anılarıma karışıp soluklaşmış, vaktinde okurken-okumadan duygulandığım kitaplar da var.
Bir çeşit “yeraltı”na geçmişler. Bir ele avuca sığmazlıkları, kendibaşınalıkları, ulaşılmazlıkları var.
Bambaşka bir ışıltıyla parıldıyor.
Belki, okulda kaçakların gizli gizli sigara içtikleri bir yer.
Onları bulduğum kitabı yerleştirip, örtüyorum kapaklarını.