“Bir kimseye, yaşamınızın sırlarını dökmek, ona her şeyi vermek, onun için her şeyi feda etmek gereksinimini duyarsınız! İçinizdekileri anlatmazsınız birbirinize, anlatmadan seziverirsiniz. Düşlerde görüşmüşsünüzdür. Kısacası şuracıktadır, o kadar aranmış olan hazine şuracıkta, önünüzdedir; parlar, kıvılcımlar saçar. Gene de hâlâ kuşku duyar insan, inanmaktan çekinir; gözleri kamaşıp kalır, karanlıklardan ışığa çıkar gibi...”
“Kadın durmadan engellenir. Hem kımıltısız, hem esnektir, yasanın bağları da, bedenin güçsüzlüğü de ona karşıdır. İstemi, şapkasının bir kaytanla tutturulmuş tülü gibi, her yelden çırpınır; her zaman sürükleyen bir arzu, engel olan bir yol yordam vardır.”
“Hiçbir şey düşünmezsiniz. Saatler geçer. Görür gibi olduğunuz bir ülkede, kımıldamadan dolaşırsınız, düşünceniz düşlerle sarmaş dolaş olup ayrıntılar üzerinde oyalanır ya da serüven boyunca koşar durur. Roman kahramanlarına karışırsınız; onların giysilerini siz giymişsinizdir sanki.”
Türklerin eski gündelik yaşamı hakkında genel bir fikir edinmek isteyenler için gayet yeterli ve faydalı bir kitap. Eski Türklerin sosyal hayatı, gelenekleri ve yaşam biçimleri hakkında oldukça bilgilendirici. Özellikle aile yapısı ve akraba bağlarıyla ilgili verdiği bilgiler, dönemin toplumsal düzenini anlamak açısından oldukça dikkat çekici.
Okurken yer yer sıkıldığım kısımlar da oldu. Özellikle atlardan bahsedilen bölüm biraz fazla uzatılmış gibi hissettirdi. Elbette Türklerin atlara verdiği önem çok büyük olduğu için yazar konuyu oldukça geniş ele almış. Buna rağmen genel olarak bakıldığında, eski Türk yaşamını merak edenler için okunabilecek güzel ve öğretici bir eser.