Anadolu kiminden kar, kiminden güneş eksik olmayan sekiz cephede gizemli varlığının yeni destanlarını yazdı. Okumak bile istemediğimiz resmî yazıların her satırında bu destanın bir parçası vardır. Fakat ne yazık ki, bizim edebiyatımız, şişireceği yelkenlere inmeyen bir rüzgar gibi, hep havadan, serseri ve yüksek geçiyor. Boş çığlığından başka hiçbir etkisini duymuyoruz.
İstasyonda bir kadın durmuş, gelene geçene:
— Benim Ahmet'i gördünüz mü? diyor.
Hangi Ahmet'i ? Yüz bin Ahmet'in hangisini?
Hayır... Hiçbirimiz Ahmet'i görmedik. Fakat Ahmet'in, her şeyi gördü. Allah'ın Muhammed'e bile anlatamadığı cehennemi gördü.
Fedakarlık ve hakkından kendi isteğiyle vazgeçme gibi, görevden üstün hareketler istenen işlerde ve zamanlarda adam kayırma ve ayrıcalık kadar zararlı ne olabilir?