Başka bir deyişle iman anlamındaki inancın konusu olan şey, herhangi bir bilgi ile ortadan kaldırılması yapısal olarak mümkün olmayan şeydir veya öyle olmalıdır.
İnanılan bir şey ise bilinemez; daha doğrusu dinde söz konusu olan iman (faith, foi) anlamında, yani gerçek, saf anlamında inanmada inanılan şey bilinme ihtiyacı içinde değildir veya herhangi bir bilgi ile doğrulanmaya ihtiyaç göstermediği gibi, herhangi bir karşı-bilgi tarafından yanlışlanabilecek bir yapı ve özellikte de değildir.
Daha basit bir deyişle din, insanın dünyayı bilme ihtiyacından çok, dünyaya ve onu idare eden ilkeye, Tanrı'ya, insan hayatının bir anlamı olduğuna inanma ihtiyacına cevap verir.