İnsanın dünya üzerinde "yalnız" kaldığı anlar vardır... böylesi anlarda, içini dökebileceği tek varlık bazen sadece yolu oraya düşmüş bir böcektir. Yalnızlığın ve dışlanmışlığın acısı, sıradan bir böcek de olsa bir dinleyici bulduğunda hafifler mi?
Baskı ekmek gibi, su gibi, hava gibi hayatımızın bir parçası haline geldi. Rahatça sigaramızdan bir nefes bile çekmiyoruz. Boğuluyoruz, sesimiz çıkmıyor, elimiz ayağımız tutmuyor. Devler gelip göğsümüzün üstüne oturmuşlar.
Buradaki dünya zulüm, işkence, zorbalık, onursuzluk, ahlaksızlık üzerine kurulmuştu. Bu dünyaya karşı ne yapmalıydı? Tutuklu ne yapmalıydı, nasıl davranmalı, ne düşünmeli? Bunları bilmiyordun daha, hepsi yabancıydı sana. Gerçi hücre üzerine, işkence üzerine yazılmış bazı kitaplar, yazılar okumuştun. Pek çok insanla konuşmuştun. Ama yine de yabancıydı sana. Kendin bizzat yaşamamıştın. Şimdi bu hayatın içine girmiştin...