Ey hayat! Ne kadar da kirlenmiş ne kadar da insafsızsın.
Cahil kulların arzususun, şerefli kullar için keskin bir kılıçsın.
Hayat, sana bir şey verdiğinde onu hemen geri ister,
Doğru yola girmesine pek az kaldığında hemen yoldan sapar.
Ey hayat! Şerefli gibi görünsen de ben senden razı olmam,
Çünkü biliyorum ki bu berraklık üzere devam etmeyeceksin.
Zünnûn el-Mısrî insanlara nasihat ederken meclistekilerden birisi ayağa kalkıp şöyle sordu: "Yüce mevlanın kapısına her vardığımda eli boş bir şekilde beni geri çeviriyor.Bu hususta ne yapmalıyım?" Zünnûn şöyle cevap verdi: "Ey kardeşim! Küçük bir çocuk annesinin peşinden nasıl ayrılmıyorsa sen de Allah Teâlâ'nın kapısından ayrılma.Anne, evladını ne kadar dövse de en nihayetinde evlat yine koşup annesinin kucağına atlamak ister.Annesi onu ne kadar kovsa da çocuk sürekli annesinin peşinden koşar.Bu böyle devam eder ve en sonunda annesi onu alıp bağrına basar."
Bir günah işledim, zilletimi hissettim.
Gözyaşlarım aktı bardaktan boşanırcasına bazen damla damla.
Musibetlere duçar olmuş kalbimi kınar oldum.
Köle, kime anlatabilir ki efendisinden başka dertlerini?
Ey efendiler efendisi!
Ey arşın ilahı! Bana şefkat göstermen en büyük temennimdir.